Orta Vadeli Program (OVP) Neden Önemli? Ne Olmalı?

Orta Vadeli Program Nedir?

İçindekiler

Orta vadeli program kalkınma planları, ekonomik-siyasi stratejik planlar ve genel ekonomik koşullar doğrultusunda Mayıs ayı sonuna kadar DPT tarafından hazırlanan ve makro politikaları, ilkeleri, hedef ve gösterge niteliğindeki temel ekonomik büyüklükleri kapsayan ekonomik programdır.  Cumhuriyetin kuruluş yıllarında yer alan beş yıllık kalkınma planlarına benzer şekilde ekonomi politikasının geleceği hakkında fikir verir. Bu sayede hem finans piyasasına hem de reel sektöre atacağı yatırım adımları konusunda yön verir. Normal şartlarda beş yıllık yapılan OVP’nin 20 Eylül’de açıklanacak olanının üç yıllık olması bekleniyor.

Orta Vadeli Program Nasıl ve Kim Tarafından Hazırlanır?

OVP – 5018 sayılı kamu mali yönetimi ve kontrol kanunun 16’ncı maddesine göre eskiden önceki adı devlet planlama teşkilatı “DPT’nin” lağvedilmesiyle birlikte kalkınma bakanlığınca hazırlanan kamu bütçesinin ilk aşaması sayılan üç yıllık mali programdır. Bu program üç senelik süreçte temel makro iktisadi büyüklüklere ilişkin resmi hedefleri ortaya koyan, DPT tarafından hazırlanan ve yayınlanan, bakanlar kurulu tarafından kabulünden sonraki yılın bütçe hazırlık sürecinin başlangıcı olarak kabul edilen programdır.

5018 sayılı kanunun 16. Maddesi  Maliye Bakanlığı, merkezî yönetim bütçe kanunu tasarısının hazırlanmasından ve bu amaçla ilgili kamu idareleri arasında koordinasyonun sağlanmasından sorumludur.

Orta Vadeli Program Neden Önemli?

Ekonomik sorunlarla yüzleşen Türkiye Ekonomisinde finans ve likitide krizi olarak başlayan kur artışının, enflasyosyona ve faizlere yansıması ile beraber kriz, ekonomik krize doğru evriliyor. Bu krizin derinleşmesinde önemli etkenlerden biri yerli ve yabancı yatırımcıların ekonominin gidişatı konusunda kafalarında yer alan soruların giderilmemesi. Yatırımcılar öngörülebilir bir ekonomik ortamda yatırım yaparlar. Geçtiğimiz 3 ay içerisinde kurlarda ve faizlerde yaşanan oynaklık ekonominin öngörülebilirliğine zarar vermiştir.

Bu nedenle OVP’ye farklı ve yüksek derecede bir önem atfedilmiştir. OVP’de alınacak kararlar piyasanın beklentilerine cevap verecek midir? Bu plan dahilinde açıklanacak kararlara bağlıdır. Özellikle Merkez Bankasının enflasyonun gidişatının farkındayım açıklaması ve buna bağlı olarak yaptığı 625 baz puan faiz artışının piyasalarda etkili olabilmesi için OVP ile desteklenmesi gerekir. Piyasanın özellikle dikkat edeceği şeyler Mali disiplin, reel sektörün desteklenmesi, mega projelerin dondurulması, kamuda tasarruf gibi başlıklardır.

Orta Vadeli Programdan Piyasaya Sızan Dedikodular

Programın Eylül ayının son ayı açıklanması beklenirken 3 hafta gecikmeli şekilde açıklanması enflasyon ve faiz konusunda ekonomi kurmaylarının da gelecek makro ekonomik hesaplamalarda sorun yaşadığını ve geleceği öngöremediğini düşündürüyor. Buna rağmen piyasaya sızan bazı adımlar aşağıdaki gibi;

  • Bloomberg’de yer alan habere göre, Orta vadeli planda bankaların önümüzdeki günlerde artması beklenen sermaye ihtiyacını azaltılmaya çalışılacak. Sorunlu kredilerin Devlet tarafından belirlenen bir tüzel kişiye devredilmesi ile beraber sorunlu krediler bankaların bilançolarından çıkarılacak.
  • Kamuda tasarrufların arttılacağı ve yapılması planlanan ama ihaleye çıkmamış yatırımların ertelenmesi.
  • Şirketlerin kur zararlarının yasal güvence ile bilançolardan çıkarılması sayesinde bilançolar makyajlanajak ve şirketlerin kredibilitesi korunmaya devam edecek.

Hisse Anlık FiyatHisse Anlık KademeYabancı Takas OranıAracı Kurum Dağılımı 

Orta Vadeli Programda Ne olmalı?

Orta vadeli program ekonomi politikasının temel hedefini AÇIKÇA ortaya koymalıdır. Bu hedef Vatan Gazetesinden Ekonomist Ali Ağaoğlu’nun ifadesiyle “ülkenin yatırım yapılabilir ülke notuna yeniden kavuşturulması” hedefidir.

Bu hedefe ulaşabilmek için ise önce sorunların doğru şekilde kabul edilmesi gerekmektedir. Doğru teşhis doğru tedaviyi getirir. Teşhis yapılmadan yapılmaya çalışılan tedavi ekonomiyi iyiye değil kötüye götürür. Belki bazı adımlar “Placebo etkisi” yaratsa da kalıcılığı olmaz.

YAPISAL REFORMLAR ŞART!

  • Para politikası ile maliye politikası tam uyumlu olmalıdır.
Neden: Geçtiğimiz yıllarda daraltıcı para politikası uygulamaya başlayan MB’sına rağmen genişletici maliye politikasının uygulanması, para politikasının işlevsiz olmasına neden olmaktadır. Özellikle Kredi Garanti Fonu ile harcanan paralar, büyük kamu projeleri piyasaya pompalanan para talep enflasyonu yaratarak faizlerin üzerinde baskı yaptı.
  • Merkez Bankasının iletişim kabiliyeti yükseltilmelidir
  • Para politikasını uygulayan MB, maliye politikası ile uyumlu şekilde bağımsız olmalıdır.

Neden: Merkez Bankası siyasi baskılardan uzak olarak ani şekilde karar alması gereken zamanda bunu gündelik siyasetten bağımsız şekilde ele almalıdır.

  • Mali disiplin korunmalıdır.
Neden: 3 yıl içerisinde 2 seçim atlatan ve önümüzdeki yıl yerel seçimlere gidecek olan Türkiye’de 2017 yılında Kredi Garanti Fonu ile 285 milyar TL dağıtıldı. Yine Başkanlık seçimi öncesi emeklilere verilen 1000’er Türk lirası da bütçeye ek külfet getirdi. Bu durum talep enflasyonu yaratırken kamu bütçe disiplinine de zarar vermektedir. Bunun gibi politikalardan kaçınılmalıdır. Özellikle KGF gibi piyasada üretimi teşvik edecek uygulamalarda yapılan ödemelerin gerçekten üretime yol açması sağlanmalıdır. Verilen krediler yüksek katma değer yaratmak yerine tüketime kayarsa faiz oranlarının talep enflasyonu nedeni ile düşmesine engel olur.
  • Kamuda gerçek anlamda “zaruri olmayan” ve/veya “gösterişçi” tüketimden tasarruf yapılmalıdır.
Neden: Kamu harcamaları vergilerle karşılanır. Bugün vergi almak yerine borçlanma araçları ile karşılanan kamu harcaması da yarının vergisi demektir. Piyasadan aşırı şekilde vergi alınması şirketlerin rekabetçiliğini engellerken fiyatları yükseltir ve vatandaşın refahına da zarar verir. Bir diğer taraftan maliyet enflasyonu yaratarak önce enflasyon sonra döviz kurları ve nihai olarak faizlerin yükselmesine veya düşmemesine neden olur. Gösterişçi tüketim özellikle ithal mallarla yapıldığından cari açığı da arttırır.
  • Kamu sadece katma değeri yüksek projelere finansman sağlanmalıdır.
  • İthalata bağımlı üretimi azaltacak ara malı üretimi için gerekli yol haritası ortaya konmalıdır.
Neden: Türkiye’de de döviz kurlarında artışın ithalatı düşürüp ihracatı arttırarak cari açığı azaltacak mekanizmanın çalışacağı düşünülür. Fakat Türkiye’de üretimin yüzde 60’i ithalata bağımlıdır. Yani 10 birim ürün üretebilmek için 6 birim ithalat zorunludur. Hal böyleyken döviz kurlarında artış ithalat masrafını da yükseltir. Cari açığı azaltacak mekanizma tam olarak çalışmaz. Türkiye’de üretim için yapılan en büyük ithalat harcamaları ara malı ve enerji için yapılır. Enerji maliyetleri doğal kaynaklarla ilintili olduğundan uzun vadede yenilenebilir enerji kaynakları ithalat bağımlılığını azaltır. Kısa vadede de ara malı ithalatını azaltmak için yapılan finansmanlar ara malı üretimini teşvik ederse “OVP” uzun dönemde oldukça faydalı olacaktır.
  • Tüketim yerine tasarruf teşvik edici politikalara gidilmelidir.

Dış Güçler

Dış siyasette atılacak olumlu adımlar veya olumlu gelişmeler akılcı bir orta vadeli ekonomi planını destekler. Aksi durumlar Türk Lirasının devalüe olmaya devam etmesine neden olur.

  • Suriye İç Savaşı : Öncelikle Suriye ordusunun İdlib’teki teröristleri temizleme operasyonu sırasında Türk Ordusu ile karşı karşıya gelme riski ve sonrasında bölgede Türk ordusunun varlığı
  • Rahip Brunson Krizinin hukuki çerçevede çözülmesi:
  • AB Üyelik Sürecinde yeni müzakerelerin başlatılması

Diğer önerilen makaleler:

Atiila Yeşilada: http://www.paraanaliz.com/2018/yazarlar/orta-vadeli-plan-mucize-yaratabilir-mi-26279/

Ali Ağaoğlu: http://www.gazetevatan.com/ali-agaoglu-1200504-yazar-yazisi-yeni-ovp-piyasaya-guven-verecek-mi-/

Ümit Akçay: https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2018/09/18/sok-faiz-artisi-batik-krediler-ve-iflas-ertelemeleri/

 

Hakkında: yatirimkredi

yatirimkredi

Bir cevap yazın