Doğrudan Yabancı Sermaye
Doğrudan Yabancı Sermaye

Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları ve Ekonomik Etkileri

Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımlarının Önemi

20.yy ile birlikte hızla değişim gösteren ekonomi, sosyal tercihler, politik stratejiler ve kültürel yozlaşmalar yeni bir dünya düzenini beraberinde getirmiştir. Daha çok kar sağlamak amacı giden girişimciler ülke sınırları içerisindeki kaynakların kıtlığı dolayısıyla bir noktadan sonra daha çok kar hazzını sağlayamamışlardır. Teknoloji de beklenmedik şekilde gelişince küreselleşme gün yüzüne çıkmıştır. Bu küreselleşme de ülkelerin dışa kapalı ekonomi modellerini günden güne eritmeye başlamış ve ülkeler ithalat-ihracat yaparak ikili ilişkilerini daha ileri seviyeye taşımışlardır. Ve zamanla ortaya alış-veriş yapmanın daha üstünde işbirlikleri çıkmıştır. Doğrudan yabancı yatırımlar bunlardan yalnızca bir tanesidir.

Özellikle gelişmekte olan ülkeler için doğrudan yabancı yatırımlar, üstünde durulması gereken en önemli unsurlardandır. O ülkede girişimcinin yapılanmasını sağlamakla birlikte ekonomik büyüme ve kalkınmayı da beraberinde getirir. Çünkü doğrudan yabancı yatırımlar ev sahibi ülkenin istihdam oranı, enflasyon, ihracat ve ödemeler dengesi gibi ekonomik göstergelerini etkilemekle birlikte yeni rekabet ortamını, yeni teknolojiyi, modern know-how(bilgi satışı ve yahut kiralanması),pazarlama becerilerine katkı ve yeni ihracat olanaklarını da sağladığı için ülkenin ekonomik büyüme ve kalkınmasına doğrudan etki sağlamaktadır.

Gelişmekte olan ülkelerin kalkınma ve büyümeyi gerçekleştirebilmek için ihtiyaç duyduğu temel unsur yurtiçi tasarruflardır. Kendi sınırları içerisinde tasarruflarını gerçekleştiremeyen ülke dış tasarruf kaynaklarına (yabancı sermaye) ihtiyaç duyar. Yabancı sermayeler ülkeye iki türlü girer. İlki hisse senedi, tahvil gibi sıcak para şeklinde gerçekleşen nakit girişidir(Dolaylı Yabancı Sermaye girişi) . İkincisi ise ülkenin üretim ve sermaye stokuna yönelik yatırımlardır(Doğrudan Yabancı Sermaye girişi).

Tanımı ve Türleri

En kısa şekilde açıklamak gerekirse bir ülkeye kendi sınırları dışındaki yatırımcılar tarafından reel olarak yani üretime katkı sağlayacak yatırımlardır. Başka bir deyişle herhangi bir ülkede gerçekleştirilecek satış işlemi veyahut yeni bir üretim için gerekli olan paranın ülke sınırları dışından gelmesidir.

Dolaysız yabancı yatırımlar olarak da ifade edilen doğrudan yatırımlar, ülke sınırları dışındaki kar amacı güden bir kurumun kendi ülkemiz sınırları içerisinde şube açması, fabrika kurması, taşınmaz satın alması, faaliyet halinde olan bir işletmeyi(firma) tamamen ya da kısmen satın alması şeklinde gerçekleşebilir.

Portföy yatırımları ile bazı özellikleri bakımından ayrılmaktadırlar. Portföy yatırımları yabancıların kendi ülkemizde yönetim yetkisi vermeyen çoğu zaman kısa vadeli hisse senetlerini satın alması şeklinde gerçekleşir.

Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımlarının Tarihçesi

Batı ülkeleri sanayi devriminden sonra elde ettikleri sermaye birikimlerini diğer ülkelerde kendilerine en çok karı sağlayacak alana yatırım yapma ihtiyacı içine girmişlerdir. Tercihler Avrupa sanayisinin ihtiyacı olan hammaddeye ve ucuz iş gücüne sahip ülkeler ve az gelişmiş ülkelerden yanadır.

19. yy’da doğal ve tarımsal kaynaklarla başlayan yabancı sermaye yatırımları bugün; hizmet sektöründen nükleer maddelere kadar uzanan geniş bir yelpazeye sahiptir. 19. yy’ın başında petrol, kauçuk, meyve, yün ile başlayıp sırasıyla:

-İlaç, kimyasal maddeler, motorlu taşıtlar

– Savunma sanayi ve ulaştırma

-Finans hizmetleri, konaklama hizmetleri, makine ve mühendislik

-Eğitim, temizlik, sağlık , gıda, turizm, telekominikasyon, nükleer maddeler, otomotiv yabancı sermayeyi çeken yatırım seçenekleri olmuştur.

DYY’nin Avantajları ve Dezavantajları

Avantajlar

Giriş kısmında da söz ettiğimiz gibi gerek gelişmiş ülkeler gerek gelişmekte olan ülkeler iç tasarruflarını gerekli seviyede gerçekleştiremedikleri durumlarda dış tasarruflara yönelip (Yabancı Sermaye) bunun beraberinde getirdiği avantajlardan yararlanmak için çaba sarf ederler.

Bu avantajlar:

– Üretimi arttırmak

– İstihdam sağlamak

– Sermaye açığını karşılamak

– Döviz arzını arttırmak

– Ülkeye yeni teknoloji çekmek

– Know-how

– Ülkeyi dışarı tanıtmak

– Kapalı ekonomik modelden kurtulmak

Tüm bunlar dikkate alındığında görüyoruz ki doğrudan yabancı sermaye yatırımları gelişmekte olan ülkeler için iç tasarrufla elde edilemeyen sermaye yetersizliklerini karşılamak için önemliyken gelişmiş ülkelere de yeni yatırım alanları sunduğu için aynı oranda önemlidir.

Dezavantajları

Yabancı Sermaye Yatırımlarının ülkelere avantajların yanı sıra belli başlı olumsuz sonuçları da söz konudur.

Bu dezavantajlar:

– Elde edilen faydanın adaletsiz şekilde dağılması ya da yabancı şirket tarafından gücün kötüye kullanılması sonucunda, yerli hükümetlerin yasal düzenleme ve pazarlık gücünün erimesi

– Uluslararası yatırım süreleri boyunca haberleşme, bilgilendirme ve koordinasyon eksikliklerinin ortaya çıkması

– Yerli teşebbüsün kendini geliştirme sürecinde ükeye giren doğrudan yabancı sermaye yatırımının bu girişimcilerin gelişme sürecine karşı oluşturdukları tehdit

– Yerli kapasitenin düşük olduğu, ilerleyen süre içinde gelişim gösteremediği ve yabancı yatırımcıların da yeterli yatırım yapmadığı bölgelerde, doğrudan yabancı yatırımlardan kaynaklanan avantajların durma olasılığı olması.

Saydığımız maddelerden de anlaşılabileceği gibi doğrudan yabancı sermaye girişlerinin ev sahibi ülkeye döviz ve üretime katkısının yanında yerli girişimcinin geri kalmasına ya da artan döviz arzından dolayı döviz kuru problemlerinin ortaya çıkmasına olanak sağlayabilir.

1997 ve 2006 yılları arası DYY girişi

YILLAR

DYY NET GİRİŞLER ($)

1997

3.748.040.450

1998

5.267.135.966

1999

7.101.210.603

2000

10.622.731.168

2001

6.175.306.108

2002

5.946.495.916

2003

5.779.069.785

2004

7.899.874.614

2005

12.555.675.927

2006

17.011.052.174

1997 yılından 2000 yılına kadar istenilen seviyeye ulaşamamanın yanı sıra her yıl artan bir yabancı sermaye girişi söz konudur. Yine istenilen seviye olmamakla birlikte 2000 yılından sonra büyük bir sıçrayış olmuştur. Yukarıdaki tabloya bakıldığında Türkiye 2001 yılında kriz döneminde olan Türkiye de 2002 yılında krizden kurtuluşla birlikte artması beklenen DYY aksine düşmüştür.

2007 ve 2017 yılları arası DYY girişi

YILLAR

DYY NET GİRİŞLER($)

2007

24.591.521.731

2008

19.791.426.939

2009

11.243.554.044

2010

15.379.165.074

2011

19.018.495.692

2012

17.421.262.056

2013

17.493.048.164

2014

15.184.513.151

2015

18.749.234.483

2016

18.708.145.668

2017

15.401.680.800

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

2004-2007 yılları arasındaki artışın temel sebebi ise Avrupa Birliği yolunda yapılan düzenlemelerdir. Daha sonraki yıllarda ise yine dünya çapında etkisini gösteren bir ekonomik krizle birlikte önceki yılın artışına göre büyük düşüş yaşanmıştır. Kriz sonrası dönemde 2011 yılında yavaş yavaş kendini toplayan ekonomiler sayesinde DYY girişinde yine bir artış söz konusudur.

Gelişmekte olan ülkelerin hemen hepsinde olduğu gibi Türkiye içinde ekonomik büyüme ve kalkınma açısından sermaye büyük önem taşır. Kendi kendine sermaye birikimini elde edemeyen ülkeler için bir diğer seçenek olan yabancı sermaye faktörü kendini göstermektedir.

Küreselleşme çağına girdiğimi şu dönemde Türkiye de diğer gelişmekte olan ülkeler gibi kalkınma zorunda olan bir ülkedir. Bu kalkınmada kendi içindeki tasarruflarını attırarak ve bu tasarruflar yeterli olmadığı durumlarda dış kaynaklardan sağlanacak sermaye yolu ile gerçekleştirmektedir.

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler, daha hızlı kalkınmak için, gelişmiş ülkelerin sermaye ve teknoloji birikimini kullanmak ve kendilerine yatırım olarak çekmek zorundadırlar. Bunun da ön koşulu ülkemizde bir an önce ekonomik ve siyasal istikrarı sağlamak, uygulamada saydamlık ve hukukun üstünlüğü ilkelerini yerleştirmektir. Böylece ülkeye daha fazla yatırım yapacak yabancı sermayeli firmalara gerekli güven ortamı yaratılmış olacaktır. Bunun yanında ülkelere yabancı sermaye girişleri küresel krizlere doğrudan bağlıdır. Kriz yılları ile paralel olarak düşüşler söz konusudur ve kriz sonrası dönemde yine artışlar gözlemektedir.

YARARLANILAN KAYNAKLAR

• Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası

• Dünya Bankası

• Ongun, M. T. (2001) “Yabancı sermaye ve dış borçlar”

• T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Uluslararası Doğrudan Yatırımlar

• Invest In Turkey

• Ulusararası Sosyal ve Ekonomik Bilimler Dergisi

• Halil Seyidoğlu Uluslararası İktisat Teori Politika ve Uygulama

• Türkiye’de Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımlarının Verimlilik analizi Haldun SOYDAL

Hakkında: Ceren Coşkun

Karabük Üniversitesi İktisat

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir