Sosyal Hizmet Öğrencilerine Film Tavsiyeleri | 2020

Sosyal Hizmet Öğrencilerine Film Tavsiyeleri

Makalemizde sizlere Sosyal Hizmet Öğrencilerine Film Tavsiyeleri hazırladık. Sosyal hizmet, hayatın her alanıyla ilgilenen mesleklerden biridir. İçerisinde istatistikten antropolojiye, ekonomiden psikolojiye kadar her alanın teması bulunmaktadır. Çok yönlü olan sosyal hizmet mesleğinin eğitimi de aynı şekilde çok yönlü gerçekleşmektedir. Bazı konular görsellikle desteklendiğinde daha anlaşılır ve kalıcı şekilde öğrenilmektedir. Filmler de öğrenme serüveninde önemli bir yardımcı araçtır.

Sinema dünyası genellikle hayata dokunan bir alandır. Sosyal hizmetin konusu hemen hemen her şey olabildiği gibi sinemanın da konusu aslında her şeydir. Kimi başyapıt filmlerini izlemek güzel gelebilir ancak bunu mesleki bakış açısı ile irdelemek daha fazla bilgi ve bakış açısı kazandırabilmektedir. Sinema dünyası bir derya denizken sosyal hizmet öğrencilerinin kendilerini geliştirebilmesi için gerekli filmleri bir araya getirmek bize düştü. Sizin için sosyal hizmet öğrencilerinin izlemesi gereken 5 filmi listeledik. Siz de bu filmleri merak ediyorsanız yazımızı inceleyebilirsiniz. Sosyal Hizmet Öğrencilerinin İzlemesi Gereken Filmler

Otomatik Portakal

Otomatik Portakal, dahiyane yönetmen Stanley Kubrick’in filmidir. Anthony Burgess’ın aynı adlı kitabından filme çevrilmiştir. Fakat kitapta verilmek istenen mesajlar Kubrick sayesninde rahatsız edici sahnelerle başarılı şekilde verilebilmektedir. Yer yer geren, kimi sahnelerinde düşündüren filmde sosyal hizmet perspektifinden dikkat edilmesi gereken bir filmdir.

Otomatik Portakal filmine sosyal hizmet açısından bakıldığında; şiddetin bir deney ile ortadan kaldırılmaya çalışılması konu edilmiştir. Kavgayı, şiddeti ve işkenceyi hayat felsefesi yapmış olan bir grubun lideri Alex ana karakterdir. Çete liderliğinde bir suça karışan Alex, gözaltına alınır ancak hapse atılmak yerine bir deneyin kobayı olarak kullanılır. Geren görüntüler eşliğinde “normal insan inşası” gibi insanı insan yapan değerlerin saf dışı bırakılmasını ortaya koymaktadırlar. Bu noktada -sosyal uyumu olmayan- toplumun normlarına uymayan kişileri standartlaştırmanın aslında o kadar da cici bir durum olmadığı seyirciye gösterilmektedir.

Dövüş Kulübü

20. yüzyıla girerken gelişmekte olan ve gelişen ülkelerde yaşayan insanların farklı buhranları ortaya çıkmaya başladı. Varoluşçuluk felsefesinin de körüklemiş olduğu “insanın anlam arayışı” düşüncesi ile “modernleşme” konuları birey üzerinden eleştirilerek anlatılmaktadır. Chuck Palanhiuk’un romanından yola çıkan film David Fincher ve Chon Kye-Young tarafından yönetilmiştir.

Başrol olan Jack Brad Pitt tarafından canlandırılmaktadır. Tekdüze hayatından ve uykusuzluktan mustariptir. Ancak kanser olmamasına rağmen kanser hastalarının oluşturduğu kendine yardım grubunda terapilere katılmaya başlar. Orada kendisi gibi hasta olmamasına rağmen toplantılara katılan Marla ile tanışır ve değişim başlar.

Küreselleşmenin ve tüketime adapte edilmenin karşısında olan Tyler Durden ile tanışırlar. Ruhsal olarak tükenmiş olan ve yeni bir maceraya atılmak isteyen erkeklerin oluşturduğu “dövüş kulübü” kurulur. Filmde verilmek istenen mesaj; içimizdeki id ile süper egonun kavgasıdır.

Truman Şov

Peter Weir yönetmenliğinde çekilmiş olan Truman Şov, sinema tarihinin en yaratıcı filmleri arasında gösterilmektedir. Her şey sosyal hizmetin uzaktan yakından konusudur. Truman Şov da öyle elbette. Jim Carrey tarafından canlandırılan Truman karakteri ütopik bir dünyayı canlandırmaktadır. Eski zamanlarda TV’de yayınlanan Biri Bizi Gözetliyor programı gibi Truman ve onun hayatındaki herkes dizi sahnesi gibi TV’de gösterime sunuluyor. Bu işten yalnızca Truman’ın haberi olmuyor.

Truman tasarlanmış bir adada yaşarken bazı mantıksız noktaları keşfedebilecek kadar zeki biridir. Sorgulamaya bir kere başlayan insan aynı insan olmaz. Truman da sorgulamaya başladıktan sonra kendi gerçekliğini keşfediyor. Truman Şov, medya ve insan ilişkisini başarılı şekilde anlatan filmler için en güzel örneği teşkil etmektedir.

Guguk Kuşu

Kitaptan uyarlama filmlerden bir diğeri de Guguk Kuşu. Psikoloji bilimiyle ilgili olması ve sosyal hizmet için de düşünmeye ve sorgulamaya itmesi bakımından önemli bir filmdir. Jack Nicholson filmin başrolünü oluşturmaktadır. Belki de filmin kaliteli olmasını etkileyen en önemli unsur da oyuncu seçimi diyebiliriz.

Başrol Randle adında uyumsuz ve sosyal düzende kendine kalıp bulmamış kişilikte bir hastadır. Randle, normalleşmesi için hastaneye yerleştirilmiştir ve bazı sorunlar bu noktada göze çarpmaya başlamaktadır. Düzensizliği düzen edinmiş kişiler hangi normale uymak zorundadır? Elektroşok ve ilaç tedavileri ile ruhsuz bir bedene döndürülen Randle gerçekte iyileşmiş midir yoksa bir şeylere zorlanmış mıdır? Psikoloji eleştirileri için güzel bir kaynak olsa da filmde işlenen konu biraz iç burkabilir.

Sol Ayağım

Sosyal Hizmet Öğrencilerine Film Tavsiyelerinden bir diğeri de çok satan kitaplardan “Sol Ayağım” dır. Brown’un kendi yaşam öyküsü filme uyarlanmıştır. Brown, sol ayağı ile kendine bir dünya yaratmayı başarabilen biridir. Doğuştan engelli olan birinin duyguları ve bakış açısı Daniel-Day Lewis performansı ile izleyenleri etkilemeyi başarabilmiştir.

Brown, okumayı, resim yapmayı, daktilo kullanmayı öğrenmek için ne kadar uğraştığını aktarmaktadır. Sadece bir sol ayak yardımıyla İrlanda Edebiyatı’na girişi ve heyecanları da bu filmle beraber izleyicilere sunulmaktadır. Engelli bireylerin sağlıklı bir çevrede büyümeleri ve desteklenmelerinin önemi vurgulanmaktadır. Duygulanmaktan öte empati kurmaya başlamak için izlenmesi gereken bir filmdir.

] }

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir