1998 Rusya Krizi

1998 Rusya Krizi Nedir? Rusya Krizi ve Etkileri

1998 RUSYA KRİZİ NEDİR?

1998 Rusya Krizi nedeni, ülkede oluşan geniş çaptaki mali açıktır. Aynı zamanda Rusya’nın yerli ve yabancı yatırımcılara olan borçların sürekli olarak artış göstermesi de krizin oluşumunda önemli bir rol oynamaktadır.

1998 Rusya Kriz Öncesi Dönem

Rusya’da görülen ekonomik krizin temeli eski dönemlere dayanmaktadır. Sovyetler birliğinin dağılımından sonra Rusya’nın yeni bir siyasi rejimi kabul etme çabası, ülkeyi başlı başına ekonomik zorluklarla da mücadele etmeye itmiştir. Bu zorlukların üstesinden gelebilmek adına çeşitli ekonomik tedbirler alan Rusya’da enflasyon oranları 1995-1997 yılları arasında %20-30’lara kadar düşüş yaşamıştır. Rusya’ya uluslararası sıcak para girişi de Ruble dolar koridorunun haziran (1995)’da kurulmasıyla başlamıştır. Bu sayede borsa yükselişe geçmiştir lakin ödenmemiş borçlar da aynı oranda yükselişe geçmeye başlamıştır.

Rusya’da (17 Ağustos 1998’de), yüsek oranda ilerleyiş sağlayan fakat gerçekte Asya krizinin ve petrol fiyatlarındaki düşüşün etkisi altında (Ekim 1997’den) gelişmekte olan malî krizden söz edilmektedir. Lakin öncesine bakıldığında, 1992’den 1998’e kadar ülkede yaşanan bir krizin varlığından söz etmek mümkündür. Bu süreç liberal çevrelerce basit bir süreç olarak görülmüş ve “piyasa ekonomisine geçiş” olarak adlandırılmıştır. Süreç toplum açısından değerlendirildiğinde ise karmaşık ve sancılı bir değişim ve altüst oluş sürecinin bir parçası olarak görülmüştür.

Rusya’da “şok terapi” denilen ekonomik uygulamaları Yeltsin başkanlığında yürütülmüş ve Gaydar’ın kontrolünde Ocak 1992’de uygulamaya konulmuştur. Fakat bu uygulamalar ülkenin ekonomik ve sosyolojik yapısında derin izler bırakacak, beklenilenin de üzerinde yıkıcı ve sarsıcı etkileri olmuştur. Ekonomik çizelgeye bakılırsa, 1993 yılının sonunda Rusya’da toptan satışta fiyat grafiksel verileri 1991’deki grafiksel verilerin 1780 katı olup, Aralık 1990’daki grafiksel verilerin de 4340 katıydı. 1992-94 yılları arasındaki süreçte bulunan verilerin toplam GSMH kaybı % 40 oranında seyretmekteydi. Yıllık fiyatların hissedilir artış düzeyleri incelendiğinde yıllara göre dağılımları, 1992 yılında % 1353, 1993’de % 896, 1994’te %302 ve 1995’te %140 olarak bulunmuştur.

Enflasyon

Enflasyonun, çok yüksek rakamlardan aşağıya çekilmesi de maalesef ki sanayi ekonomisinin canlanmasını sağlayamamış, hatta ekonomik düşüşü de önleyememiştir. 1991-1995 yılları arasında gözlemlenen sanayi ekonomisinin Rusya ekonomisinde her yıl ortalama % 15 oranında düşüşe neden olduğu istatistiksel olarak kayıt edilmiştir. Diğer bir yandan değerlendirildiğinde, ekonomik “yenilenme” projesi dahilinde 1992-1995 yılları arasında gerçekleştirilmiş olan ve IMF ile birlikte Dünya Bankası gibi uluslararası ileri gelen finansal kurumların tüm bu olanlara karşın,büyük bir başarı olarak kabul ettikleri ekonomiyi özelleştirme yarışında, Rus Nomenklatura’sı elinde tuttuğu siyasî gücü, zorlu hatta kanlı münakaşalar sonucunda ekonomik güce çevirmeyi başarmışlardır. Lakin elde edilen bu başarı, tüm münakaşaların sona erdiği anlamına gelmemektedir. 1998 yılında bardağı taşıran son damla olarak kabul edilen krizin de varlığıyla kanıtlamaktadır. Söz gelimi ekonomide geçiş süreci olarak görülen bu krizin sonuçta ortaya çıkması ve bugün hala Rus sosyolojisi üzerinde etkin olan Boris Berezovski’n ipleri elinde tuttuğu,LogoVaz ve Vladimir Potanin kontrol düzeneğinde yer aldığı bir süreç bulunmaktadır.

Bu makale ilginizi çekebilir:   Quantative Hedge Fon Nedir? Serbest Yatırım Fonu Nedir?

Oneximbank gibi yedi ileri gelen “ekonomik yöneticileri” ile Gazprom ve “Birleşik Enerji Sistemleri” gibi Rusya’nın doğal kaynaklarının kontrolünü ellerinde tutanbüyük devlet yöneticileri arasında geçmişten beri gelen bir ekonomik savaş söz konusudur.Yasal süreçten daha önde yasadışı yönetimlerle şekillenen kanlı ve çıkarcı bir güç üstünlüğü kurma çabası şiddetini arttırarakvarlığını sürdürmektedir. Rusya’nın ekonomik yönetiminde, son yıllarda varlığını göstermeye çalışan büyük devletlerin işletmelerinin özelleştirilme çabası ve varlığını sürdürmelerine kolaylık sağlayan“vergi yasa tasarısı” gibi birçok proje, ekonomik ve siyasî güçlerini korumak isteyen bu tür idari düşkünleri için çeşitli üstünlük gösterilerini ve baskı çabalarını ortaya çıkarmaktadır. Karmaşık ilişkilerin kurulduğu bu düzen içerisinde devletin de tarafını seçtiği ve insanlığa zarar veren hesaplaşma yöntemlerinin kullanılarak oluşan olaylar silsilesinde, tarihsel ilerleyiş temelde Rusya’ya aitmiş gibi gözükse de, maalesef ki Türkiye yönetiminde bizlere çok da yabancı olmamaktadır.

1998 Rusya Kriz Dönemi

Asya’da 27 Ekim’de ortaya çıkan bu ekonomik kriz, Rus mali piyasasını kriz döneminden bu zamana kadar baskı altında tutmaktadır. Yatırımlarının Rus borsasında yapmış Kore bankaları, nakit para ihtiyaçlarını gidermek adına satış yapmaya başlamışlardır. “Moscow Times” endeksi ciddi anlamda yaşadığı ilk sorunu Asya krizinin etkileriyle 29 Ekim 1997’de yaşamıştır ve %27’lik bir oranda düşüş görmüştür. 1997 Kasım ayında da buna benzeyen bir oranla düşüş kaydının arkasından, Rus borsası da buna bağlantılı olarak 10 ve 13 Ocak 1998 tarihlerinde %10-14’lük düşüşler yaşamıştır. O dönemde hükümette başkanlık yapan Çernomirdin, döviz piyasasının kontrolünü sağlayabilmek adına hükümet hisselerini satışa çıkartmıştır. Satışa çıkarttığı bu hisselere dünya üzerindeki en yüksek faizi ödüyor olması (% 30-36) mesuliyetinden kurtulmaya çalışsa da krizin neden olduğu ekonomik ve ticari sorunların önüne geçememiştir.

23 Mart 1998’de ani bir kararla görevden alınan Çernomirdin’in yerine,Amerikalı vurguncu George Soros’un düşüncelerini esas alan,Kiriyenko’nun başbakan ilan edilmesi ile Rus rejiminin son dönemlerde rastladığı sözde en yenilikçi hükümet kurulmuş oldu. Bu durum, Asya krizinin nedeniyle kötüye giden ekonomik durumun siyasî bir sonucu olarak kabul görmektedir.

Kiriyenko’ya yaklaşık olarak beş ay süreyle başbakanlık yapmıştır. Başkanlığı döneminde en çok petrol ve gaz şirketlerinin özelleştirilmesi sorunuyla ilgilenmiştir. Lakin tüm girişimleri başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Düzenlenen yeni vergi fonlarından olumsuz etkilenmekte olan finansal yatırımcılarının ve devlet yönetimindekilerininyeni düzenlemeleri kabul etmekte direnmesi üzerine, bu tür yenilenme çalışmalarının hiçbiri hayata geçirilememiştir. Üzerine bir de bütçe açığı kur ayarlaması beklentileri (devlet borçlanmalarının faizlerinin yükseltilmemesi), (rublenin dolar karşısında yüksek oranda değer kazanması) ilerisi olmayan döngüsü içinde takılıp kaldı. Kiriyenko’yudestekleyip başkanlığa getiren ve görevde olduğu süre boyunca üzerinde baskı kuran, sonunda 17 Ağustos kararlarıyla kendi kaçınılmaz sonuna temel oluşturanetkenler de bu uğraşılardan ayrı tutulamaz.

Bu makale ilginizi çekebilir:   Ücretsiz Sanal Pos Veren Firmalar |2023

Rusya’da Mayıs 1998 sonrası yabancı yatırımcılar sermayelerini Rus mali piyasasından çekmeye başladılar. Bunun nedeni dünya bankalarının Rusya’ya vermiş oldukları mali desteği sağlamaması ve borsada gün geçtikçe Ruble’nin değer kaybetmesiydi. Zarar etmek istemeyen yabancı yatırımcıların ellerini Rus piyasasından çekmesiyle birlikte, hükümet sermayesinde 19 milyar dolarlık cari açık meydana geldi. Bu da hükümet hazinesinde 2 milyar dolarlık bir azalmaya neden oldu.

Rusya Hükümetinin, 17 Ağustos 1998’de (Bu tarih Türkiye’de Büyük Marmara depreminin yaşandığı tarihtir.)ekonomik düzeyini kontrol altında tutabilmek için uygulamaya çalıştığı tedbirler, yalnızca Rusya’nın fazlaca ticari ilişkisi olan Türkiye’de değil, tüm dünyada yoğun bir kaygıyla baş gösterdi. Lakin, bu tedbirler dahilinde, Rus Hükümeti ve Rus Merkez Bankası, Rus bankalarının ve parasal kaynaklarının yabancı sermayeden aldığı borçlara 90 günlük erteleme getirmiştir. Bu durum, yabancı yatırımcıların, ruble olarak ayrılan paralarına bir yıldan daha az olacak şekilde yatırım yapılmasına yasak koyuyor ve en önemlisi de daha önceleri 1’e karşı 6.5-7 dolaylarında olması planlanan ruble/dolar arasındaki karşılıklı değeri 1’e karşı 9.5’a olacak şekilde yükselme göstermesine neden oluyor. Alınan bu karar, aslında uzun zamandır zihinleri meşgul eden değer düşürme korkularının gerçekleşmesini ve rublenin dolara karşı resmen%35 oranında değer kaybetmesi anlamını taşıyordu. Bu kadarla da kalmayan Rublenin değer kaybı; “önlem paketinin” açıklanması sonrasında, 1998 Eylül başında krizden önceki durumuna oranla 3 kata varan değer kaybı yaşamıştır.

“The Economist” dergisinin petrol fiyatlarının 5 dolara düşeceği beklentisini kapak yaptığı bu süreçte, petrol fiyatlarındaki düşüş 10 dolara kadar düşüş göstermişken Rusya Hükümeti bu Asya krizinden daha da olumsuz etkilenmeye başlamıştı. Zira, Rusya’nın %40 ihracat gelirini karşılana petrolün fiyatının bu denli düşmesi büyük bir sorun teşkil etmekteydi. Ayrıca mali düşüş yaşayan tek ürün petrol değildi. Petrolle birlikte sanayi ve zirai ürünlerde de değer kaybı gözlemlenmiştir. İhracat fonu 90 milyar dolar olan gelirinden sadece %7,5 (Bu oran gelirin 25 milyar dolarına tekâmül etmektedir.)’ine denk gelecek oranda gerileme göstermiştir. Bu kayıp nedeniyle bütçe açığını kapatmak için hükümet tahvil bono piyasasına yüksek oranlarda borçlanmak zorunda kalmıştır.

Kriz Sonrası Dönem

1999 yılı dünya çapında petrol ve maden fiyatlarının artış gösterdiği saptanmıştır. Bir yıl öncesine kıyasla düzelmeye başlayan ekonomik faaliyetler düşük değerli ruble ve fiyatların yükselmiş olmasıyla ihracatın artış göstermesine katkı sağlamış oldu.Ülkenin ekonomisi ve siyasal durumu bir yıl önceyle kıyaslandığında az da olsa gelişme göstermiştir.Buna karşın 1999 yılı elde edilen gelirin toplam değeri, 1990 yılı elde edilen gelirin toplam değerinin sadece %59’u kadarına denk gelmektedir. Bu dokuz yıllık süreç içerisinde Ruslar, yıllık gelirlerinin toplam değerlerinden %40 oranında kayıp yaşamışlardı. Rusya Devleti“İstatistik Komitesi”verilerine göre sanayi üretiminde kayıp yarısı kadardır. Bu rakam, 1990 üretiminin %55’i kadardır.

Bu makale ilginizi çekebilir:   Sigorta Çeşitleri Nelerdir? Avantajı nedir? |2023

Diğer bazı kaynaklara göre bu rakam yüzdelik oranlara göre daha da alt seviyelere denk gelmektedir. IMF’nin zorunlu tuttuğu yasaların çıkartılması, anca 1999 yılının Temmuz ayında gerçekleştirilebildi. IMF yasanın çıkartılması talebinin gerçekleştirilmesi koşulunu sağlayan Rusya’ya 4.5 milyar dolar kredi vermeye karar verdi. Ama tabii bu kredi IMF’den Rusya’nın aldığı ilk borç değildi ve son borç da olmayacaktı.Alınan para öncelikli hedef olarak ülkenin aldığı diğer dış borçları ödemek için kullanıldı. Bu durum IMF yandaşlarının “dış borçların takla attırılması” dedikleri olaydır. Ayriyeten, IMF Rusya’ya ülke rejiminin yeniden inşa edilmesini şart koştu. Bu durum Rusya’nın yüzlerce yıllık kurulu düzenini değiştirmesi anlamına gelmektedir.

Her krizde olduğu gibi, bu krizde de zarar gören kesimlerin yanında kârlı çıkan kesimler oldu. Bir araştırmaya göre, Rusya’nın ekonomisindeki dalgalanmanın neticesinde dolar bazında değer kaybeden rublenin, Berezovski’nin petrol ve gaz şirketlerinin dolar bazında ihracat gelirlerinin ve şirketler üzerindeki hisselerin değerlerinin yükselmesine sebebiyet verdi. Gelir gider dengesinin kurulması üzerindeki beklentilerin çoğaldığı dönemde ise, paralarının değerini kaybettirmeyecek ve kârâ geçmenin yollarını arayanlar ve ellerindeki birikmiş parayı mala çevirmek isteyenler, Berezovski’nin otomotiv fabrikasının“LogoVAZ’ın” satış oranını %100 artışa geçirdi.

Ulusal çapta ve yerel düzeyde birden fazla ülkenin ekonomisini etkisi altına alan geniş çaplı Asya krizinin, Rusya hükümeti üzerindeki etkileri üzerindeki etkileri, böyle bir sosyolojik temel içerisinde şekillenmiştir ve hala şekillenmeye devam etmektedir.Son olarak şunu eklemekte fayda görüyorum, 2000 (milenyum) itibariyle Rusya’nın IMF’e olan borcu 15 milyar dolardan fazla bir rakama ulaşmıştır. Bu rakam, IMF’nin verdiği en büyük borç olarak kabul edilmektedir.

 

KAYNAKÇA

  • Suat OKTAR, Serhat YÜKSEL (2015); 1998 yılında Rusya’da yaşanan bankacılık krizi ve öncü göstergeleri, İSTANBUL Prof. Dr.Coşkun Can Aktan, Araş.Gör. Hüseyin Şen, (2001);Ekonomik Kriz: Nedenler ve Çözüm Önerileri,İZMİR
  • C. ERDEM HEPAKTAN, SERKAN ÇINAR (2008); Mali Krizler ve Son Mali Krizin Reel Sektöre Etkileri, KÜTAHYA
  • İsmail İŞCAN, Yıldız HATİPOĞLU (2011); Rusya’da Serbest Piyasa Ekonomisine Geçiş Süreci ve 2008 Küresel Krizi, İSTANBUL
  • Pınar BEDİRHANOĞLU (1999); Asya Krizinden Rusya’ya, İSTANBUL
  • http://www.alevalatli.com.tr/makale.asp?s=detay&ID=259
  • https://www.ekodialog.com/Makaleler/rusya-ekonomik-krizi.html