Ekonomik Krizi Fırsata Çevirmek: Başarı Hikayeleri

KRİZİ FIRSATA ÇEVİRMEK

Konumuza her yazıda olduğu gibi krizin ne olduğunu anlatmakla başlayabiliriz. Kriz en basit anlamıyla işleyen bir sistemin bozulması anlamına gelmektedir. Tabi ki işleyen her sistem bozulabilir ama buradaki püf nokta hiç beklenmedik bir anda, önceden önlem alınmamış şekilde bir sistemin bozulmasıdır. Kelime anlamı olarak gerçekten olumsuzluk doğurabilir, öte yandan işleyen bir sistemin çok basit ve kolayca onarılıp düzeltilebileceği de unutulmamalıdır. Bu yazıda bizi ilgilendiren kısım ise ‘’ Ekonomik ‘’ olarak oluşan krizlerin etkilerini, çözüm yollarını ve meydana gelmeden önce alınabilecek önlemlerden, ülkemiz de ve Dünya da görülen örneklerinden bahsedeceğiz.

Krizlerin ülke ekonomilerini nasıl etkilediğini az çok tahmin edebiliriz. Çünkü bugüne kadar yaşanan hiçbir ekonomik krizden refah içinde çıkıldığı görülmemiştir. Basit bir örnek olarak tüm dünyayı etkisi altına almış 24 Ekim 1929 tarihinde gerçekleşen Büyük Buhran’dan bahsedebiliriz. ABD’nin 1920’li yıllarda borsasının gösterdiği artış karşısında küçük yatırımcılara büyük kazançlar sağladığını ve ekonomisinin küçük çaptaki 200’den fazla birleşerek hareket eden şirketlerden oluştuğunu hatırlayalım. 3 Ekim 1929 tarihine gelindiğinde holdinglerin hisseleri çok büyük derecede değer kaybetmişti. İnsanlar ellerindeki kâğıtları güvensizlik sebebiyle çıkarmaya başlamasıyla borsa aniden dibe vurdu. Birçok banka kapandı ve insanların mal varlıkları hiç beklenmedik bir anda yok oldu.

Yukarda bahsettiğimiz gibi ekonomik bir krizden hele ki tüm dünyayı etkisi altına alıyorsa karlı çıkmak pek mümkün olmuyor. Fakat biraz daha mikro açıdan bakarsak küçük şirketlerin böyle zamanlarda aldıkları kararlar ile nasıl yükselip değer kazandıklarını ve adlarını tüm Dünya’ya duyurduklarını gördüğümüzde elbette ki şaşıracağız. Şimdi dünyada aldıkları kararlar ile krizleri atlatmış ve hiç beklemedikleri kadar yükselmiş birkaç örnekten bahsedelim.

1)Hewlett – Packard:  Bugün ki adıyla bilinen HP dünyanın en büyük bilgisayar ve yazılım şirketlerinin arasında yer almaktadır. 1939 yılında Bill Hewlett ve David Packard isimli iki öğrenci tarafından bir evin garajında 538 dolarlık sermaye ile kurulmuştur.2.Dünya Savaşında Almanlara denizaltı radarları icat ederek milyon dolarlar kazanmıştır.

 

2)Ford Motor Company: Kurucusu olan Henry Ford Büyük Buhran sonrası yatırımcı bulmak zor iken 12 yatırımcıyı ikna ederek 28 bin dolar sermaye ile şirketi kurmuştur. 1.Dünya savaşı sonrası sıkıntılar yaşasa da asıl kazancını 2.Dünya savaşı sırasında ürettiği tanlar ile kazanmıştır.

Henry Ford şöyle söylüyor; Düşünmek zor iştir, muhtemelen bu nedenle çok az kişi düşünür.

 

3)Pepsi: Kurucusu Caleb Bredham ilk içeceğini 1898 yılında piyasaya sürüyor. Pazarı elinde tutan en büyük rakibi Coca Cola’nın karşısında  başta başarılı olsa da 1923’te yükselen şeker fiyatları ve savaş sonrası olumsuzluklar sebebiyle iflas ediyor. Daha sonra şirketin hisselerini devir alan Roy Megargel içeceği sil baştan formül ederek rakibi olan firmanın aynı fiyata sattığı miktarın 2 katını aynı fiyattan satarak canlanıyor. 1936 – 1938 yılları arasında en büyük karını elde ediyor. Günümüzde de hala ayakta olması bunun başarılı bir karar olduğunun en büyük göstergesidir.

 

4)McDonald’s: 2.Dünya savaşının hemen ardından 1940 yılında küçük bir kafe olarak kurulmuş. Otomobil servislerinin yanında birde kahve sevisi yapmaya başlamışlardır. Fakat zamanla maliyetlerin arttığını görünce şu anda yaygın olarak kullanılan ‘’self servis’’ yöntemini bularak maliyetlerini inanılmaz derecede düşürmüşlerdir. Bugün Amerika’nın %98’i yılda bir kez buraya uğramaktadır. Ve şu anda dünyanın en büyük restoran zincirlerinden biri haline gelmiştir.

 

5)Adidas: 1.Dünya savaşı sonrası sefalet, işsizlik ve krizle boğuşan Almanya da Dassler kardeşler geçimlerini sağlayabilmek için bir ayakkabı atölyesi kurmuştur. 1924 yılında şirketi harekete geçirdiler fakat bu seferde 2.Dünya savaşı cephesine yollandılar. Döndükleri zaman her şeye sıfırdan başlayan ve daha sonra ayrılarak iki dünya markası haline gelen Adidas ve Puma’yı kurarak kendilerini hala ayakta tutmayı başardılar.

Hayaller yarım kalınca tamamlama arzusu ne krizi, ne de savaşı tanımıyor.

Türkiye’de Krizi Fırsata Çevirenler

Yukarıdaki örneklerden de göreceğimiz gibi hiçbiri, beklenmedik anlarda problemlerle karşılaştığında pes edip her şeyi bırakmak yerine herkes den farklı düşünerek krizden kurtulmanın yollarını aramış ve bulmuşlarıdır. Tabi ki herkesin böyle bir şansı yoktur ama bunu yaratmak herkesin elindedir. Henry Ford’un dediği gibi düşünmek zor iştir. Bu yüzden doğru düşünerek gerçekçi sorularla önümüze çıkan fırsatları görebilmemiz lazım ve en önemlisi ise onlar başarabiliyorsa bizde başarabiliriz.

Karşılaşılan sorunlar ne kadar küçük ya da büyük olursa olsun bu sorunları çözmedeki en önemli unsurun ‘’GÜVEN’’ olduğunu asla unutmamamız lazım. İflas etmek üzere olan bir şirketin çalışanlarının patronuna güvenmesinden tutun da çökme eşiğine gelmiş bir ülkenin başında bulunan kişiye duyulan güvende çok mühimdir. Bu güven bir kere boşa çıkarsa aynı gemide olan herkesi yere vurur.

Krizlerin en önemli faydası sorgulanmayanları sorgulama fırsatı yaratmasıdır. Pazarın büyüdüğü, kârlılıkların tatminkâr olduğu dönemlerde temel odak nasıl daha fazla kaynak yaratılabileceği, büyümeden nasıl daha fazla pay alınacağı gibi konular olur. İş yapış biçimleri, genel gider yapıları, verimlilik gibi konuların sorgulanması ikinci plana kalır. Kriz, beklenmedik bir değişim olarak nitelendiğinden, sürpriz kavramını da içerir. Sürpriz ise insanların alışkanlarını değiştirebilmeleri için önemli bir girdidir.

(http://www.arge.com/tr/makaleler/krizden-firsat-cikarabilmek/)

1)Simit Sarayı: 2001 krizinin en yaratıcı fikirlerinden biridir. Kuruluş amacı sokakta satılan simit’in aynısının insanlara daha rahat bir ortamda sunmaktı. Daha sonra her yıl binlerce şube açarak Dünya’ya kendini kanıtlamıştır. Başkanı Haluk Okutur şöyle söylemiştir; “Krizden korkarak hareketler kısıtlanırsa darbe daha ağır olur. Böyle dönemlerde kurumsal çalışma düzenine girmek ve yeniliklere de açık olmak çok önemli.” Bu da bize pes etmemenin önemini çok açık bir şekilde anlatır.

2)Semt Tekstil Marketleri: 2007 yılında iyi giyin az öde sloganıyla kurularak 2008 krizini tüketicilerin gelirlerini hesaplayarak fiyatları belirlemesi ve tüketicinin ihtiyacına göre ürünler üretmesi sayesinde ayakta kalmıştır. Genel Müdürü Yılmaz Yaman; “Tüketiciye vaat ettiğimiz gibi davranıyoruz. Onların yanında olduğumuzu hissettiriyoruz” Bu da bize böyle dönemlerde güvenin ne kadar önemli bir unsur olduğunu hatırlatmalıdır.

3)Lc Waikiki: 2001 yılındaki krizde toptan perakende satış sloganıyla hiç beklemediği kadar gelişmiş ve insanların ihtiyaçlarına yönelik uygun fiyat tarifesiyle ayakta kalmayı başarmıştır. 2001 yılındaki aldıkları radikal kararlar ile günümüzde bile meyvelerini toplamaktadırlar.

4)Koton: Krizin diğer fırsatlarından biride pek fazla duyulmayan ve fiyatı diğerlerine göre daha uygun olan markaların ön plana çıkmasını sağlamaktır. İşte Winmax isimli markada 2000 yılından sonra insanların daha çok güven duyduğu marka haline geliştir. Özellikle kriz dönemlerinde azalan kira bedellerini en büyük fırsat bilerek sayısız mağaza açmışlardır. Kriz zamanlarında yeni markalar duyurmanın önemini belirtmiştir.

Yukarıda verdiğimiz örneklerden göreceğimiz gibi kriz anlarında hemen pes etmek yapacağımız en kötü hareket olur. Onun yerine hiç kimsenin yapamadığını yapmak, tüketicinin gerçekten ne istediğini görerek onlara yönelik hizmet vermek özelliklede tüketicinin en yüksek oranla kabul göreceği fiyattan satmak en iyi yollardan birisidir. Şimdi de bu krizleri fırsata çevirmenin yollarından bahsedelim.

Krizi Fırsata Çevirmenin Yolları

1)Serinkanlılığı korumak: Günlük hayatta yaşadığımız krizlerin algılarımızla oynamasına izin vermemeliyiz. Başkalarının kazançlarını ve fırsatlarını görerek sinirlenmek yerine oturup düşünerek kendi sorunlarımızı yönlendirmeye odaklanmalıyız.

2)Bakış açısını değiştirmek: Karamsarlıktan uzak durmamız gerek, yapacağımız iş hiç düzelmeyecekmiş ve olmayacakmış gibi gelebilir ama biz yinede başarıya olan inancımızı asla kaybetmemeliyiz.

3)Kurallara fazla aldırış etmeyin: Hedeflerimize ulaşmak elbette kolay olmayabilir. Çünkü önümüze aşılamayacak gibi gözüken engeller çıkacaktır. Ama unutmayın işe yarayan her şey geçerlidir. Yeter ki cesurca hareket etmeyi bilelim.

4)Öngörülü davranmak: Yapılan planlar her zaman hedeflerimize uyum sağlamayabilir. Bu yüzden zihnimizde ters gidebilecek şeylerin provasını yaparak önceden önlem alabiliriz.

5)Kederi sevmek: Edison tüm üretim tesisi yanıp kül olduğunda ümidini yitirmedi ve 3 hafta içinde tesisi yeniden kurdu. Bizde bir yatırımcıyı, bir müşteriyi, bir çalışanı kaybettiğimiz zaman üzülmek yerine işimize tutku ve sevgiyle bağlı kalmalıyız.

6)Üretmek yetmez: Herkesin yaptığı gibi üretilen bir şeyi devamlı olarak üretmek artık çözüm değil. Daha önce bahsettiğimiz gibi önemli olan olmayanı keşfederek kendi ürünümüzün pazarını yaratabilmektir.

7)Patent satın almak: Kriz zamanlarında kötü durumda olan firmalar sermayesi olan şirketlere alt yapı ve patent haklarını satıyor

kim bilir belki de bunlardan biri geleceğimizi değiştirebilir.

8)İnsana yatırım yapın: Sermaye ve üretim kadar insanda önemlidir. Çünkü bilgi akışını, emeğini, fikirlerini size aktaracak insanlara yatırım yapmak gelecekte sizin için çok karlı olacaktır.

9)Teşvik kullanın: Türkiye bu konuda adeta bir cennet gibi çünkü kurumlar girişimcilere destek olarak ülke ekonomisini kalkındırmayı planlar. KOSGEB, TÜBİTAK vb kurumlar gerçek fikirlere çok yüksek sermayeler sunmaktadır.

8)Reklam vermek: Doğru strateji ile reklam vererek kendinizi duyurmak büyük fırsatlar ortaya çıkarır ve bumerang gibi dönüş yapar.

9) Denetime izin verin: Dışarıdan parayla tutulan bir denetim firmasının size çok faydası olacaktır. Çünkü sizin fark edemediğiniz şeyleri görecek ve size çözüm önerileri sunacaktır.

10)Yabancı Ortaklık: Eğer elinizde imkan varsa yabancı bir ortak ile iş yapın çünkü maliyetler sebebiyle mutlaka sizinle iş yapmak isteyeceklerdir. Bu da sizin küreselleşme fırsatınızı artırır.

11)Kıtalara açılmak: Krizin doğurduğu en büyük fırsatlardan biride dış ülkelere olan mal satışının artmasıdır. Çünkü bu dönemlerde yabancı para değer kazanacağı için muhakkak sizden mal almak isteyen birileri olacaktır. Bu fırsatı değerlendirmek sizin elinizdedir.”Şimdi, yargılarında tarafsız ol.Görüldüğü üzere hayatta karşımıza çıkan her engeli anlamanın ve buna göre davranmanın bir yöntemi vardır. Roma İmparatoru Marcus Aurelius’un yüzyıllar öce söylediği şu söz gündelik hayatımızda bize çok yardımcı olacaktır:

Şimdi, özverili davranışlarda bulun.

Senin dışında gelişen tüm olayları şu anda kabullen.

Tek ihtiyacın olan bu ”

 

Sonuç Olarak

Özetle; krizden fırsat yaratabilmek için iş yapış şekillerini baştan ele almak ve değişen şartlarda rekabetçilik düzeyi artan boyutlardan faydalanmak için gerekli yatırımlardan kaçınmamak, rekabetçi zafiyeti olan alanlardan ise çıkmak gerekir. Bu nedenle, herkese aynı şekilde uygulanan fiyat indirimleri, işten çıkarmalar gibi ortalama çözümlere değil, her tedarikçiye, çalışana, müşteriye özel çözümlere yönelmekte fayda vardır. Bu ise tüm süreçlerin stratejik bir bakış açısıyla değerlendirilmesini gerektirir. Şu ana kadar bahsettiğimiz her şey işte bunların sonuçlarıdır.

] }

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir