Hollanda Hastalığı

Hollanda Hastalığı Nedir? Hangi Ülkelerde Görüldü? | 2020

Hollanda Hastalığı Nedir?

Hollanda hastalığı, ya da diğer adıyla “kaynakların laneti” kavramı 1977 yılında yayınlanan “The Economist” dergisinde yayınlanan bir makale ile iktisadi tartışmalarda yer almaya başlamıştır. Doğal kaynaklar açısından zenginliklere sahip olan ülkelerin, doğal kaynak bakımından yetersiz olan ülkelere göre ekonomik performansının düşük olmasının iktisadi literatürdeki tanımı ise ‘kaynakların lanetidir’(Yardımcıoğlu ve Gülmez,2013:120). Başka bir deyişle kaynakların bolluğu ülke ekonomisinin gelirlerini yükseltmekte iken, artan ticaret ve ithalat, ülke üretim kaynaklarının bu tarzda üretime kayması,  ülkeye giren döviz miktarının yükselmesi sebebiyle değerlenen ulusal para, ülkenin dış ticarette rekabet gücünü azaltıp, dış ticaret dengesini bozabilmektedir. Bu durum ‘Hollanda Hastalığı’ veya ‘ kaynak laneti’ olarak açıklanmaktadır(Uçan ve Ünal,2018:377).

 

“Zenginlikten elde edilecek haz, sadece mülk edinmeden savurganca yapılmasından değil, zenginliğin akıllıca kullanılmasından elde edilir.’’ Miguel de Cervantes Saavedra ul Mi

Hollanda Hastalığı
Hollanda Hastalığı

Grafik1:(resmi büyütmek için tıklayınız) https://www.researchgate.net/publication/330421844_

 

Hollanda Hastalığının Teorik Alt Yapısı

1950’li yılların son döneminde Hollanda’da keşfedilen doğalgaz kaynakları sonucunda ülkede hızlı bir şekilde ekonomik gelişmeler yaşanmıştır. Artan ticaret faaliyetleri sebebiyle ulusal para birimi Hollanda Florini değer kazanmış olmasına rağmen ilerleyen dönemlerde ülkede doğalgaz sektöründe ilerleme kat edilirken, diğer sektörlerin gerilemesine sebebiyet vermiş bu da dış ticaret dengesi bozularak olumsuz etkilenmeye neden olmuştur(Pehlivan ve Efeoğlu,2018:220). Teorik olarak değerlendirildiğinde bu etki, “ SalterSwan-Corden-Dornbusch” modeliyle tanımlanmaktadır. Bu modele göre ticari ve ticari olmayan ürünlerin birbirleri arasında ikamesinin mümkün olmadığı varsayılmaktadır. Buna göre yapılan sınıflandırmada doğal kaynaklara ve ticarete konu olan sektörler uluslararası piyasada fiyatlandırılırken ticaretin konusu olmayan alanlar ulusal pazarda değerlendirilmektedir (https://www.avekon.org/papers/906.pdf).

Sonradan keşfedilen doğal kaynakların ülkelerin ekonomilerine zararları üç şekilde açıklanmaktadır. İlk olarak; keşfedilen doğal kaynakların satışları ile ilgili sektörün gelirleri ve çalışan ücretleri yükselmektedir. Bu durum diğer sektörlerin iş gücünü ve üretiminin düşmesine neden olmaktadır (Yiğit,2001:3). İkinci olarak ise keşfedilen doğal kaynakların hane halkının harcama gelirini yükseltmesi nedeniyle ülkede toplam talep ve fiyatlar genel düzeyinin yukarı yönde etkilenmesi ile ithalatın artmasına ve dış ticaret dengesinin bozulmasına neden olacaktır. Son olarak da keşfedilen doğal kaynaklar neticesinde oluşacak rant kavgaları ve ekonomik dalgalanmalardır. Zengin doğal kaynaklara sahip ülkeler de rüşvet ve kayırmacılığın yüksek miktarda olması, doğal kaynak paylaşımının belirli bir zümrenin elinde olması nedeniyle fakir insanların yaşadığı zengin ülkeler oluşmaktadır(Mercan ve Göçer,2014:254-255).

Hollanda Hastalığına benzer durumlar Norveç ve İngiltere de petrolün keşfedilmesiyle Avustralya da ise maden kaynağının keşfiyle yaşanmıştır. Norveç ve İngiltere de petrolün bulunması sektörlerde genişletici etki yapmıştır ve diğer ticari sektörleri dışlayarak baskı altına almıştır. Literatürde belirtilen çalışmalarda doğal kaynak yönünden fakir olan ülkelerin, doğal kaynak yönünden zengin olan ülkelere oranla daha üst seviyelerde olması ekonomik büyüme gücü gösterdiği yönündedir.

Ekvator, Angola, Arap ülkeleri, Nijerya bulundurduğu yüksek oranda ki doğal kaynaklara rağmen yeterli seviyede ekonomik büyüme gösterememektedir. Fakat doğal kaynak fakiri Tayvan, Güney Kore, Japonya ve Hong Kong ekonomik açıdan çokça iyi büyüme performansı göstermektedir. Bu örnekle görüyoruz ki ülke ekonomilerinin doğal kaynaklara bağımlılık oranı ile yabancı ve yerli yatırım, ihracat, eğitim, finansal yapı arasında negatif ilişki bulunduğu tespit edilmektedir (Arı ve Özcan,2012:155-156).

SONUÇ

Ülkelerin doğal kaynak fiyatlarındaki değişimler makro ekonomik göstergelerde olumlu yönlere sahiptir. Ticaretteki dışa açıklık doğrudan yabancıların yatırımlarını ve kamu harcamalarını pozitif etkilemektedir. Son olarak büyüme oranının gerçek kur kısmından Samuelson-Balassa hipotezi olarak açıklanan değerlendirici etkiyi gerçekleştirmediği belirlenmiştir(ARI VE ÖZCAN,2012:168).

KAYNAKÇA

https://www.avekon.org/papers/906.pdf (Erişim Tarihi: 29.05.2019)

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir