Sefalet Endeksi Nedir
Sefalet Endeksi Nedir

Sefalet Endeksi Nedir? Sefalet Endeksi Nasıl Hesaplanır? | 2019

Sefalet Endeksi Nedir?

İşsizlik ve enflasyonun artmasıyla yaşanan problemler seneler boyunca tüm ülke ekonomilerinin karşılaştığı en büyük sorunlardan biridir. Ekonominin seyri ile ilgili önemli bilgiler veren, enflasyon ve işsizlik oranlarının oluşturduğu gösterge iktisatçılar tarafından Sefalet Endeksi (İktisadi Hoşnutsuzluk Endeksi) olarak tanımlanır.

Sefalet endeksi, enflasyon ve işsizlik oranının aynı anda yükselmesinin yanı sıra, işsizlik ve enflasyon oranından yalnızca birinin artmasından da kaynaklanıyor olabilir. Teknolojik gelişme ve atıl durumda olan kapasitenin kullanılmaya başlanması enflasyon oranını azaltırken işsizlik oranını değiştirmeyebilir. Teknolojik gelişme ve atıl kapasitenin kullanılmaya başlanması, yani kapasite kullanımının artış göstermesi üretimi de artırmakta ve bu durum mal üretiminde de artış olacağı anlamına gelmektedir. Mal üretiminin artması, enflasyon oranını azaltmakta; teknolojik gelişme ise işgücü verimliliğini artıracağı için daha az işgücü kullanılmakta ve işsizlik problemi ortaya çıkmaktadır.

Sefalet endeksindeki değişim sadece işsizlik oranındaki değişimden de kaynaklanıyor olabilir. İhracat odaklı büyüme modelini kullanan bir ülkenin ihracat için gereken ham madde, ara malı ve yatırım mallarının eksik olması bu malları ithal edeceği anlamına gelmektedir. Yani bu ülkede ihracatla birlikte ithalatta artacaktır. İthalat ve ihracatta oluşan artış ise belli bir miktar işgücü talebini de artırmakta ve işgücü talebinde meydana gelen bu artış işsizlik oranını da düşürmektedir. İhracatın artması sebebiyle ekonomik büyüme oranında da yükselme olan bu ülkelerde, enflasyon oranı ekonomik büyümeden sınırlı oranda etkilenebilir. Döviz kurundaki artış ise, ithalattaki fiyatları artırıp pahalılaştırarak üretim maliyetlerini artırmakta ve artan maliyetler dolayısıyla enflasyon oranının da artmasına sebep olmaktadır.

Sefalet endeksi; 1960’lı yıllarda Amerikalı iktisatçı Arthur Okun tarafından geliştirilmiş olup, enflasyon ile işsizlik oranının toplamını ifade eder. Enflasyonun artması yaşam maliyetinin, işsizliğin artması işe kazanç sağlayamayan insan sayısının arttığı anlamına geldiği için, dolayısıyla sefalette artacak ve ekonomide bozulma meydana gelecektir. Bir zaman sonra bu endeks, 1999 yılında Nobel Ödüllü Amerikalı iktisatçı Robert Barro tarafından yeniden düzenlenip formülü değiştirilmiştir.

Barro Sefalet Endeksi

Robert Borro enflasyon oranı ve işsizlik oranına uzun vadeli tahvil faizi ile büyüme oranını da eklemiştir. Yeni haliyle Barro Sefalet Endeksi (Barro Misery Indeks-BMI) ismini alan endeks şu şekilde ifade edilebilir:

BMI = (Enflasyon Oranı + İşsizlik Oranı + Faiz Oranı) – Büyüme Oranı

Eğer ekonomi büyümüşse yani büyüme oranı pozitifse bu oranın düşülmesi gerekir, çünkü büyüme oranının pozitif olması sefaleti düşürür. Aksine ekonomi küçülmüşse yani büyüme oranı negatifse o zaman bu oranın da toplama eklenmesi gerekir, çünkü negatif büyüme beraberinde sefalet artışı getirir.

Formülde yazılmış olan faiz oranı için uzun vadeli tahvil faizini almak gerekiyor. Türkiye açısından bu hususta geçerli olan ise 10 yıllık Devlet Tahvilinin faizidir.

Sefalet Endeksi, ABD ekonomisi dikkate alınarak hazırlanmış olup, yakın tarihe kadar da sadece ABD ekonomisine uygulanmıştır. 2000’li yılların sonlarında ise John Hopkins Üniversitesi’nden başka bir Amerikalı iktisatçı Steve Hanke, Robert Barro’nın BMI ismiyle geliştirdiği endeksi kontrol edip değiştirerek başka bir sefalet endeksi oluşturmuştur. Aslında Hanke’nin endeksinde olan ilk 3 bileşen (enflasyon oranı, işsizlik oranı ve faiz oranlarının toplamı) değişmeyip aynı kalmış, sadece son bileşen değiştirilmiştir. Steve Hanke geliştirdiği son endekste bu 3 bileşenin toplamından kişi başına düşen GSYİH’deki yıllık değişim oranını çıkartmış ve ABD dışında diğer ülke ekonomilerine de uygulanan endeks böylelikle dünyada adını duyurmuştur.

Sefalet Endeksi Türkiye

Endekse Giren Göstergeler20132014201520162017Haziran 2018
AEnflasyon oranı (TÜFE, %)7,48,28,88,511,912,2
Bİşsizlik Oranı (%)9,09,910,310,910,910,1
C10 Yıllık Tahvil Faizi (%)10,47,010,510,711,417,0
DBüyüme Oranı (%)8,55,26,13,27,47,4
Sefalet Endeksi = [(A + B + C) – D]18,319,923,526,926,831,9

 

Yukarıdaki tabloda Türkiye’de sefalet endeksinin yıllara göre değişim verileri verilmiştir. Tabloya bakıldığında Türkiye’de sefalet endeksinin 5,5 senede artış eğilimli olduğu anlaşılmaktadır. 2013 senesinde 18.3 olan bu endeks 2018 yılı haziran ayında ise 31,9’a ulaşmış yani 5.5 yılda Türkiye’de endeks yaklaşık iki kat artmıştır. Türkiye’nin 2019 yılı sefalet endeksi ise 30,2 olarak belirlenmiştir.

Bloomberg Sefalet endeksi Nedir?

(Puana göre)

Ülke2019 Endeks Tahmini
Venezuela8.000.011,40
Arjantin51,4
Güney Afrika32,3
Türkiye30,2
Yunanistan19,2
Ukrayna17,3
Uruguay16,2
Brezilya-İspanya15,2
Suudi Arabistan14,4
Sırbistan14,3

 

Tablo incelendiğinde; enflasyon oranı %8 milyonu aşan Venezuela büyük bir farkla 1. olurken, Türkiye’nin ise sıralamada 4. olduğu görülmektedir.

Sefalet Endeksi Nasıl Düşürülebilir?

Sefalet endeksini artıran bileşenler işsizlik oranı, enflasyon oranı ve faiz oranlarındaki artıştır. Yani bu üç kalemin ekonomiyi olumsuz yönde etkilediği açıkça söylenebilir.

Türkiye ekonomisi dış finansmana fazlasıyla bağımlı ülke ekonomileri arasında yer almaktadır. Hal böyle olunca dövizde oluşacak dalgalanmalar Türkiye’yi fazlasıyla etkilemektedir. Döviz kurunun yükselmesi ya da aynı anlama gelen Türk lirasının değerinin düşmesi enflasyon oranını da artırmaktadır. Bu durumda endeksteki enflasyon oranını düşürmenin yolu Türk lirasının değerinin düşmesini önlemek olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun en önemli yolu ise risk yaratıcı, yabancı yatırımcıyı tedirgin eden hamlelerden kaçınmaktır. Bu şartın sağlanmasıyla kurlar ve dolayısıyla enflasyon dengede tutulabilir. Enflasyon dengede tutulursa da haliyle faizlerde de düşüş meydana gelebilmektedir.

Endeksteki bir diğer kalem olan işsizlik oranını düşürmekte büyümenin daha fazla istihdam oluşturabileceği alanlara yöneltilmesinden geçer. Bu da inşaat yatırımından daha çok sanayi yatırımına yönelmeyi gerektirmektedir.

Yazar: Ceyda ÇİÇEK

KAYNAKÇA

Hakkında: Yatirim Kredi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir