dolar neden artıyor
dolar neden artıyor

Dolar Neden Artıyor? Dolar Neden Artar? | 2020

Dolar Neden Artıyor?

Dolar neden artıyor sorusu neredeyse her günün sorusu haline geldi. Bunun için sürekli güncellediğimiz makalemiz hem yapısal hem de kısa vadeli olarak bu sorunun cevabını size vermeyi amaçlıyor.

Sorunu doğru tespit etmek amacıyla şunu söylemek gerekiyor;” Dolar artmıyor, Türk Lirası değer kaybediyor.” Sonuçları aynı olsa da doların artması ve Türk Lirasının değer kaybetmesinin nedenleri farklı. Doların değer kazanması Dünyanın her yanında her para birimine karşı olan bir olaydır. Türk Lirasının değer kaybetmesi ise tüm para birimleri karşısında düşüştür. Doların değer kazanması dışsal bir faktör, Türk Lirasının değer kaybetmesi Türkiye Ekonomisi ile ilgili içsel bir faktör.

Problemi tam olarak tespit ettikten sonra Merkez Bankası’nın yaptığı 200 baz puanlık politika faiz oranına rağmen dolar neden artıyor? Cevap faiz artışının reel olarak etkisiz olması. Merkez Bankası piyasada zaten geçerli olan faiz oranı olan 10.69 iken işe yaramayan 8.25’lik politika faiz oranını 10.25’e çekti. Aslında zaten işe yaramayan bir faiz oranını piyasa düzeyine yaklaştırdı. Piyasayı etkileyecek faiz artışını gerçekleştirmedi.

  • Ekim ayında bankaların sendikasyon kredileri yenilenecek. Sendikasyon kredileri bankaların dışarıdan buldukları borç paradır. Tekrar borç bulabilecekler mi? Bulacaklarsa yüzde kaç faiz ile borçlanacaklar? Şu anda bu borç için dolar rezervlerini artırıyorlar.
  • Türk vatandaşları elinde halen döviz tutmakta. Piyasada enflasyon oranı yüzde 11-12 dolayında iken elindeki doları kimse bozdurmuyor. Reel faiz almadan da büyük bir döviz bozdurma olmaz.
  • Diğer yandan Libya, Suriye, Azerbaycan, Doğu Karadeniz yabancı yatırımcıların Türk piyasasına yatırım yapmasını etkiliyor. Riski yüksek bulan uzun vadeli yatırım yapmaz.
  • Hükümetin iç borçlanmayı dolar cinsinden yapması da başka bir neden. Şu anda iç borcun yüzde 50’i Dolar/Avro ve Kıymetli maden cinsinden.

Doların kısa vadede yükselmesine neden olan etkiler bunlar iken daha geniş bağlamda yapısal sorunlar bulunmaktadır. Dolar neden artar sorusuna yapısal sorunlar ve çözüm önerileri olarak makalenin geri kalanında cevap aradık.

Kısa vade yanında diğer nedenleri de madde madde sıralayalım

Ekonomide Güven Ortamının Kaybolması

Bir ekonominin gelişmesinin temelinde yatan en önemli niteliklerden biri piyasada “Güven” ortamının oluşması. Bu güven hane halklarının ekonomi politika yapıcılarına duyduğu güven ile başlar. Yasalar ile güvence altına alınır. İnsanlar nasıl ki ülkeye silahlı bir tehdit olduğunda ordusuna ve generallerine güvenip rahat uyuyorsa paralarının güvenliğini de Merkez Bankası’na ve Ekonomi Bakanlığına bırakır. TCBM’nin yeni Başkan ve Ekonomi Bakanı döneminde yurtiçi ve yurtdışı fon yöneticilerinin ve de hane halklarının para politikasına duydukları güveni erozyona uğrattı.

Temmuz ayında 300 baz puan ile rahatlatılacak piyasada faizi doğrudan artırmamayı uygun bulan para politikası kurulunun hatası USD’nin TL karşısında 7 TL’leri görmesine sebep oldu. Geçmişinde birçok devalüasyon görmüş olan birçok vatandaş çok kısa bir sürede yüzde 30 civarı yükselen dolar kurunu görünce eski günleri hatırladı. TL’ye güvenmemeye başladı. Bu sürece kısaca DOLARİZASYON denir. Yıllar içerisinde Türk lirasına karşı zar zor oluşturulan güven hissi dolar/TL grafiğinin dalga boyları arasında kayboldu. Görseli büyütmek için lütfen görseli tıklayınız. Merkez Bankası’nın sitesi üzerinden döviz tevdihat serilerine bakmak için tıklayınız

döviz-tevdihat-hesapları
Mart 2019 Döviz Mevduatları ” Dolar Neden Artıyor “?

Mülkiyet Hakkı Konusunda Şüphelerin Oluşması

Hane halkı tasarrufu düşük ama özellikle 2008 Dünya Finans Krizi sonrası tüketimi yüksek olan Türkiye ekonomisinde gerekli sermaye açığı hem doğrudan hem pörtföy yatırımları ile sağlanmaktaydı. Gezi Hareketi, 17-25 Aralık Süreci, Hendek Savaşları ile oluşan siyasi ortam doğrudan yabancı yatırımcıları oldukça ürküttü. Sonrasında gelen 15 Temmuz Darbe girişimi de yabancı yatırımcıların piyasaya olan son güvenini de ne yazık ki yok etti.

Liberal ekonomi söz konusu olduğunda ekonominin gelişmesi için Mülkiyet hakkı çok önemlidir. Hiç bir yatırımcı, yatırımlarının risk altında olmasını istemez. Risk ne kadar yüksek olursa aldığı risk için de o kadar yüksek getiri ister. Yabancı yatırımcıların gözünde Türkiye’ye yaptıkları yatırımlar konusunda ise şüpheler var. Yakın dönemde özellikle borsada işlem gören İş Bankası hisselerinin hazineye devredilmesi ile ilgili tartışmalar, Halk Bankası ile ilgili yürütülen dava süreci hisse senedi piyasalarında olan ya da ülkeye girecek parayı özellikle de uzun vadeli emeklilik yatırım fonlarını olumsuz biçimde etkiledi.

İş Bankası ile ilgili tartışmalar hükümet kanadından gelen açıklamalar, mülkiyet hakkının güvence altında olmadığına dair kaygılar yaratıyor. En son Atilla Yeşilada’nın kendi Youtube kanalında verdiği anektoda göre yabancı fon yöneticileri mülkiyet hakkı ihlallerinin olabileceği ülkelere yatırım yapmayacaklarını söyledi. Mülkiyet hakkı serbest piyasa kurallarının sıkı biçimde geçerli olduğu yabancı ülke yatırımcılarının en önem verdiği haktır.

Mesela Çin Cumhuriyet’i her ne kadar komünist bir yönetime (özel mülkiyet yoktur) sahip olsa da ekonomik olarak gelişmek için yabancı yatırımcılara mülkiyet hakkı konusunda çok fazla güvence vermiştir. Bu verdiği güvenceler sayesinde dünyanın dört bir tarafından kendisine yatırım çekebiliyorsa mülkiyet hakkı ile ilgili güven verdiği içindir. İş bankası ile ilgili tartışmalar yurt dışından kaygı ile izleniyor.

Dış Ticaret Dengesi

Dolar neden yükselir ve bunun ticaret dengesi ile ilişkisi nedir? Dolar kurunun ne kadar yükseleceğini hesaplayabilmek için basit bir formül kullanılır. Türkiye’nin enflasyon oranında ABD’nin enflasyon oranını çıkardığınızda Türk lirasının sağlıklı bir şekilde ne kadar değer kaybetmesi gerektiğini hesaplayabilirsiniz. Örneğin Türkiye’de 2018 yılı enflasyonu yüzde 20, ABD’de yüzde 2 civarında olsun. Türk Lirası serbest piyasada dolar karşısında (20-2=18) yüzde 18 kadar değer kaybetmelidir.

Bu iki ülke para birimi arasındaki enflasyon kaynaklı ilişki kısmen piyasanın sağlıklı kararlar altında işlediğinin göstergesidir. Buna rağmen geçtiğimiz yıllarda gündeminde birçok seçim olan Türkiye’de doların serbest piyasada dalgalanmasına izin verilmediği için kur aşırı değerli hale gelmiştir. Bahsedilen formül geçerli olduğunda iki ülke arasındaki dış ticaret dengesi sağlanacağından sağlıklı olacakken aşırı değerli Türk lirası, ihracata zarar vermekte ayrıca artan iç talep kaynaklı ithalat ile de cari açığın artmasına sebep olmaktadır. Sürekli baskı altına alınan herhangi bir para birimi, en nihayetinde bahsedilen formüldeki farkların yıllar içindeki toplamı kadar değer kaybederek dengeye gelir.

Adaletsiz Vergi Politikası

Enflasyon söz konusu iken Türkiye’deki vergi uygulamaları da üretimi caydırıcı, cezalandırıcı bir işlem görmektedir. Vergi gelirleri daha çok tabandan alınacak şekilde dolaylı vergiler üzerine uygulanmaktadır. ÖTV, KDV, ÖİV gibi birçok dolaylı vergi insanların üretim yaparken kar etmekten ziyade devlete çalışmasına neden olmaktadır. Sonuç olarak yurt içinde ve özellikle yurt dışında ağır vergiler ile yapılan üretimin rekabet gücü düşük olduğundan üretim yönlü ekonomi azalmaktadır. Rekabet edemeyen üretici, ithalata yönelir.

Vergilerin oransal olması da fiyatlar yükselirken devletin daha fazla vergi yükü bindirmesine neden olur. Vergi artışı, fiyatı yükseltir. Fiyat yükselince enflasyon artar. Enflasyon da yeniden döviz kurunu yükseltir. Bu sarmal dolaylı vergiler, gelir vergisine dönüşmedikçe değişmez. Vergi yükü arttıkça kayıt dışı ekonomi de güç kazanır.

Yanlış Büyüme Politikası

Türkiye yıllar içerisinde üretken olmayan inşaata dayalı bir büyüme politikası izlerken, özel sektör ve özel bankalar eliyle 400 milyar dolar civarı borç yapmıştır. Bu borca her yıl bulunması gereken cari açık eklendiğinde fatura yıllar içinde büyümektedir.

Birbiri ile Uyumsuz Maliye ve Para Politikası

Türkiye’de iki yıldır birbiri ile zıt maliye ve para politikaları güdülmektedir. Merkez Bankası parasal sıkılaştırma için önlem alırken hükümet, hazine ve maliye ile bütçe disiplininden taviz vererek genişletici maliye politikası uygulamaktadır. İktisat derslerinde Merkez Bankası konusu anlatılırken Merkez Bankalarının özerk ama hükümet ile uyumlu bir politika izlediklerinde ekonomi politikasının başarı şansının artacağı anlatılır. Türkiye’de ise faizler yükseltilerek sıkı para politikası uygulanmakta ama kamu harcamaları artırılarak genişletici maliyet politikaları izlenmektedir.

Birbiri ile zıt iki politikadan genişletici maliye politikası piyasada daha büyük hacme sahip olduğundan olması gereken sıkı para politikasının etkilerini sıfırlamaktadır. Sonuç olarak piyasada birbirine destek olması gereken iki politika birbiri ile rakip olmaktadır. Bu hem hükümet hem Merkez Bankası için etkinsiz ve yanlış bir politika halini alır. Genişletici maliye politikası, harcamaları dolayısı ile talebi ve yine dolayısı ile enflasyonu yükseltir. Enflasyon ise daha önce bahsedildiği üzere döviz kuru üstünde baskı yaratır.

Sonuç Olarak Doların Düşmesi İçin

Bu yukarıda bahsedilen olayların üzerine seçim döneminin gergin ortamı, hükümetin Başkanlık seçimi sonrası güven erozyonuna uğrama ihtimali yatırımcıların kendilerini hedge etmek üzere dolara geçişine hız veriyor. Merkez Bankasının son 1 ayda 6.5 milyar dolar civarı döviz satışı da Merkez Bankasının elindeki mermilerin azalmasına neden oldu. Vadeli işlem ve opsiyon piyasası üzerinden dolar kuruna müdahale etmeye başlayan MB, kısa vadeli alışılmadık bu davranışı sürdürmeye devam ediyor. Kısa vade finansal piyasalarda etkili olabilecek bu durumun artık etkisi azaldı. Yapısal reformlar ve yukarıda bahsedilen durumlar toparlanırsa Doların kısa vadede olmasa da orta ve uzun vadede düşmesi için

  • Vergi reformu yapılmalıdır. Vergiler gelire bağlı artan oranlı şekilde tarh olunmalıdır. Özellikle dolaylı vergilerin üretici üzerinde yükü azaltılmalıdır. Vergilerin azalması, fiyatların düşmesine; fiyatların düşmesi de enflasyonun azalırken büyümenin de artmasına katkıda bulunur. Türkiye özelinde yakın zamanda alınacak en önemli yapısal reform tedbiri budur.
  • İnşaat teşvikleri, etkin olmayan altyapı yatırımlarına dayanan büyüme politikasından vazgeçilmelidir. Büyüme Politikası üretime, özellikle KNOW-HOW teknolojilere dayanmalıdır. Bunun için doğrudan yabancı yatırım teşvikleri yükseltilmelidir.
  • Hane Halklarının ekonomiye yeniden güvenmesi için gerekli söylem ve politikalar uygulanmalıdır. Vatandaş, TCMB’ye ekonomi kurmaylarına, onların politikalarına güven duymalıdır. Hem ekonomi hem de TCBM iletişim becerisi yüksek sözcüler ile piyasalarla iletişim kurmalıdır. Ayrıca para politikası ile ilgili basit uygulamalarda bulunmalıdır. Rezerv Opsiyon Mekanizması, Rezerv opsiyon katsayısı, Geç likitide penceresi gibi geçici uygulamaları kalıcı politikalar olarak görmemeli, yatırımcıların kafasını karıştırmamalıdır.
  • Gereksiz kamu harcamaları ülkede gereksiz vergi yüküne yol açar. Devletin piyasaya müdahalesi ise insanların kendi sermayeleri üzerinde devletin karar alması demektir. Devletin zorunlu hizmetleri (güvenlik, sağlık, eğitim vb) harcamaları haricinde olan harcamaları kısması gerekmektedir. Özellikle ithalata bağımlı kamu harcamalarında acil tasarruf tedbirleri alınmalıdır.
  • Borsada işlem gören şirketler başta olmak üzere,  mülkiyet hakkı ile ilgili herhangi piyasa bozucu söylem ve eylemden kaçınılmalıdır. Mülkiyet hakkının tam anlamıyla korunduğu hissettirilmelidir.
  • Merkez Bankası – maliye politikaları arasındaki uyuşmazlık ortadan kaldırılmalıdır. Bu sayede ekonomi politikaları daha etkin hale gelir.
  • Devletin ekonomiye aşırı şekilde müdahale etmesi sonlandırılmalıdır. Bunun yerine gerekli regülasyonlar, sübvansiyon ve rekabet ortamı tesis edilmelidir.

 

] }

3 yorumlar

  1. JP Morgan raporunun buna yol açtığını düşünüyorlar. Bu yeterli cevap değil. Sonuçta vatandaşların döviz tevdihat hesaplarındaki artışları unutmamak lazım. Onlar rapordan etkilenmeden bunu yapıyor.

  2. Piyasada, Merkez Bankaları para bastığı sürece dolar artar

  3. Dolar, MB tarafından baskılanıyor. Olay düdüklü tencereye döndü. Kapak patlayabilir. Havasını almalılar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir