davranışsal finans

Borsa ve Forex Piyasalarına Davranışsal Yaklaşım | 2019

Borsa ve Forex Piyasalarına Davranışsal Yaklaşım

Bu yazımızda finans piyasalarında özellikle forex piyasalarında ve borsa işlemlerinde yaygın davranışsal yaklaşımlardan bahseceğiz. Davranışsal yaklaşım ile piyasalarda küçük yatırımcıların sıkça yaptığı hatalardan, ön yargılardan ve irrasyonel davranışları ele alacağız. Yazımızda üzerinde duracağımız en temel yanlışlar; sürü psikolojisi ile hareket eden küçük yatırımcılar, kendilerine ve kararlarına aşırı güvenen traderlardan bahsedeceğiz.

Sürü Psikolojisi ve Borsa

İnsanlar kararsız kaldıkları durumda veya geride kalma yani fırsatları kaçırma düşüncelerinde sürü psikolojisine göre hareket etme eğilimleri artmaktadır. Sürü psikolojisine göre hareket eden yatırımcı için yapılacak olan yatırımların karlılığından bahsetmek pek mümkün görünmemektedir. Kararsız ve bilgisiz durumdaki bir yatırımcı çoğunluk tarafından istenildiği gibi bir yerlere yönlendirilebilmektedir. Dolayısıyla eksik bilgi ve sürü psikolojisine göre hareket eden bir yatırımcı çok sık işlem yapmakta ve işlem maliyetlerinin artmasına sebebiyet vererek elde edeceği reel getirisinden uzaklaşmasına neden olacaktır. Borsa piyasalarında durum ile çok sık karşılaşılmaktadır.

Borsa kıymetli kağıt olarak bilinen hisse senetlerinin ve ticari mal tanımı yapılan emtiaların işlem gördüğü kurumsal piyasalara verilen isimdir. Borsada içerisinde birçok yatırımcı barındırmaktadır. Bu yatırımcıların bir kısmı borsanın çıkacağını düşünürken bir kısmı da düşeceğini düşünen insanlardan oluşur. Borsanın çıkacağını düşünen insanlara ‘’boğalar’’ borsanın düşeceğinin düşünen insanlara ise ‘’ayılar’’ takma adı verilmektedir. Borsanın çıkacağını düşünen insanlar yani ’boğalar’ alım yaparken; boranın düşeceğini düşünen insanlar yani ‘’ayılar’’ ise hisse senetlerini satmaktadırlar. Borsa piyasalarında sürü psikolojisi ile hareket eden birçok yatırımcı bulunmaktadır .

Yatırımcılar toplu halde, korku ile aç gözlülük karışımı duygularla hareket eder. Genelde aç gözlülük korkunun önüne geçer ve borsa’da bir balon oluşur yani fiyatlar değerini aşar; bazen korku aç gözlülüğün önüne geçer ve hisselerin değeri düşer, sonunda borsa çöker. Londra ve New York’taki borsalar son yüzyıl içinde pek çok önemli balonun mağduru olmuştur. En meşhur çöküş ise 1929 Wall Street’te yaşanmıştır olsa da 1987 ‘’Kara Pazartesi’de hisse fiyatları daha keskin düşmüştür ( Dow Jones tek bir gün içinde %22,6 düşmüştür). Borsalar ‘’dot-com’’ balonunu takiben 2000-2002 yılları arasında ve 2008 finansal kriziyle de epey düşmüştür.( E.CONWAY 50 EKONOMİ FİKRİ)

Forex Piyasaları

Forex, bir ülkenin para birimi ile başka bir ülkenin para birimi arasındaki değişim oranından faydalanılarak, döviz ticaretinin yapıldığı uluslararası piyasaların tamamını ifade eder. Forex piyasası yatırımcılarına kaldıraçlı işlem yapma imkânı sunan dünyanın en büyük pazarlarından biridir. Kaldıraçlı işlem ise ; aracı kurumların uyguladığı ve müşterinin forex işlemlerinde, yatırımcıların yatırım yaptığı tutar üzerinde işlem yapabilmesine imkan sağlayan bir finansal sistemdir. Kaldıraç, forex piyasasında, küçük miktarlarla büyük hacimli işlemler açmamıza olanak sağlayan faydalı bir araç olabileceği gibi, barındırdığı yüksek risk nedeniyle, işlem yaparken doğru bir risk yönetimi stratejisi geliştirmeyi de zorunlu hale getirmektedir.

Davranışsal yaklaşım ise bireylerin aldıkları kararlarda, sadece bilimsel gerçekleri ve analizleri dikkate almadığını bunun yanında insan psikolojisini de hesaba katarak yatırım kararları aldığını öne süren bir yaklaşımdır.

Profesör Meir Statman’a göre bir yatırımcının forex ve benzeri piyasalarda başarılı olabilmesi için öncelikle kendini tanıması gerektiğini belirtmiştir. Profesör Meir Statman’ın belirttiği ifadeye göre yatırım kararları alırken insanların her zaman rasyonel değil bazı durumlarda irrasyonel kararlar alabileceğini ‘’öncelikle insanın kendini iyi tanıması gerektiği‘’ ifadesinden anlamaktayız. İnsanların geleneksel finansta rasyonel; davranışsal finanansta ise normal bir birey olduğunu belirtmektedir. Profesör Meir Statman’ın forex piyalasalarına yönelik görüş ve düşüncelerine bakacak olursak, burada insan psikolojisinin altını çizmiş ve hayatın her alanında rasyonel ve maxsimum fayda sağlamaya yönelik kararlar  alınamayacağını insan farklı duygu hallerine bürünerek kendisi için rasyonel olmayan kararlar verebileceğinin altını çizmektedir.

Davranışsal finans pörtföy yönetiminde bireylerin kar ve risk algılarında oluşabilecek düşüncelerin veya bir hisse senedini elde tutma ya da nakte çevirme süreceğinde bireylerin zihnsel muhasebelerini yaparken her zaman rasyonel kararlara göre hareket etmeyeceğini söylemektedir. Forex piyasalarında işlemler yaparken bunarın farkında olmak çok büyük avantajlar sağlamaktadır.

2017’de forex piyasaları tarafından yapılan bir araştırmaya göre pörtföy sahiplerinin zararda iken bekleme sürelerinin kar halinde iken bekleme sürelerinden daha uzun olduğunu belirtilmişlerdir(sahip olma isteği). Bunun nedenini ise insanlar ne kadar çok bir şeye sahipse o kadar çok mutlu oldukları kanısına varmışlardır yani insanlar hisse senedinde kara geçtiği durumda o paraya bir an önce somut bir şekilde sahip olma isteği uyanmakta ve beraberinde karını nakte çevirmektedirler. Eğer siz davranışsal finans bilgisine sahipseniz bu ve benzeri olayları hisse senedi aldıktan sonra yaşayacağınızı bilirsiniz ve hisse senedine yatırım yapmadan önce güzel ve sağlam bir strateji ile gelirinizi ve faydanızı maxsimum düzeye çıkarma olasılığınız bir o kadar yükselmektedir. Bu durumda sizi forex piyasalarında avantajlı bir duruma taşıyacaktır.

İnsanlar günlük yaşantılarında çeşitli zaman dilimlerinde farklı duygu hallerine bürünmektedir. Yatırımcı açısından düşünecek olursak, başarılı bir pörtföy yatırımcısı olabilmek için sağlam teknik analiz bilgisine sahip olmanın yanında bir insanın kendini çok iyi tanıyabilmesine bağlı olduğuna bilmekteyiz. Pörtföy yatırımı yapan bireyler pörtföy yatırımı süresince birçok psikolojik baskı altında yatırımlarını sürdürmektedirler.  Sahibi olunan bir hisse senedinin yükselişlerinde yaşanan grur ve kibir; bir saat sonunda oluşabilecek ani bir düşüşte ise korku ve panik hali bir duyguya bürünülmesi kaçınılmazdır. Davranışsal finansın dayandığı nokta insanın kısa sürede veya belli bir zaman diliminde insanın yaşamıs veya yaşayacağı ani duygu hali ile birlikte her zaman rasyonel davranamayacak olmasıdır.

Teknik Analiz ve Davranışsal Finans ilişkisi

Teknik analiz herhangi bir menkul kıymetin gelecekteki fiyat hareketlerini  menkul kıymetin hacmini, bulunduğu ülkenin sosyal siyasi ve ekonomik gelişmelerini de göz önünde bulundurarak mantıksal çerçeve içerisinde tahminde bulunulması ve yatırımlarını bu analiz üzerinde şekillendirmesi olayıdır. Teknik analizin bilim olup olmadığı yönünde çalışmalar olsa da günümüzde en çok araştırma konusunu oluşturmakta ve birçok yatırımcı da söz konusu teknik analiz yöntemleri yardımıyla yatırımlarını şekillendirmektedirler.

Teknik analiz birçok konuyu içerisinde barındırmış ve bu durum çeşitli teknik analiz yöntemlerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Teknik analiz yöntemlerinden biri olan ’50-100-200’ günlük hareketli ortalamaları baz alarak yatırımcı psikolojisini davranışsal finans açısından ele alacağız.

Hareketli ortalama söz konusu hisse senedinin geçmişteki fiyatlarını baz alarak ortalama bir hisse senedi fiyatının belirlenmesi yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Hareketli ortalamalarının hesaplanma yöntemi bakımından üçe ayrılmaktadır bunlar:

  1. Basit hareketli ortalama
  2. Ağırlıklı hareketli ortalama
  3. Üssel hareketli ortalama

Burada belirtmek gerekir ki yukarıda belirtilen yöntemlerin hangisi ile hesaplanırsa hesaplansın ‘’al-sat’’ sinyali aynı şekilde yorumlanmaktadır. Söz konusu hareketli ortalamanın genel yorumu şu şekilde oluşmaktadır:’’ hisse senedinin cari fiyatının ( günümüzdeki değerinin) hareketli ortalamanın üzerine çıkması durumunda al sinyali olarak algılanırken; cari fiyatının hareketli ortalamanın altında kalması ise sat sinyali olarak algılanmaktadır.

Yukarıdaki resimde kırmızı çizgi 100 günlük hareketli ortalamayı ifade etmektedir. Yukarıda verilen bilgiler ışığında özetle yorumlamak gerekirse mum grafiğinde her bir mum söz konusu hisse senedi fiyatının 1 günlük fiyat hareketliliğini temsil etmektedir dolayısıyla fiyat kırmızı çizginin ( 100 günlük hareketli ortalamanın) üzerine geçtiği noktada al sinyali; altında kaldığı konumda ise sat sinyali algılanmaktadır. Hareketli ortalamalar bizlere aynı zamanda destek ve direnç bölgelerini oluşturmaktadır.

Destek noktası: Fiyatlardaki düşüşün durmasını beklendiği seviye olarak açıklanabilir.

Direnç noktası: Finansal üründeki satışın durması, alıcıların bu seviyeden tepki vermeleri olarak yorumlanmaktadır.

Teknik analiz bilgisine sahip rasyonel bir yatırımcı grafiği incelemesi sonucunda hareketli ortalamalarının destek ve direnç noktalarını oluşturduğunu fark ettiği varsayımı altında destek noktasına yaklaştığı bir bölgede alım; direnç bölgesine yaklaştığı bir bölgede ise satma işlemi uygular. Peki rasyonel bir yatırımcı her zaman teknik analiz bilgisi ışığında yaptığı yatırıma sağdık kalır mı? Kısaca rasyonel bir yatırımcı her zaman rasyonel kararlar mı almaktadır? Davranışsal finansında konusunu oluşturan bu sorunun cevabını ‘’Hayır’’ olarak verebiliriz. İnsanlar çeşitli duygu hallerini tecrübe ederek rasyonel karar alma sürecinden uzaklaşırlar. Onun içindir ki borsa piyasalarında bir kazanan bir kaybeden çıkar.

Teknik analiz yatırımcıya hisse senedi fiyatı hakkında  %100 bilgi vermemektedir. Ancak yatırımcıya yardımcı olduğu da bir gerçektir. Yukarıdaki grafikte hareketli ortalamanın direnç olduğu bilgisine ulaşan yatırımcı sahip olduğu hisse senedini satıp; düştüğü noktada ise alım yaptığını varsayarsak yaklaşık olarak %10’luk bir getiri sağlayarak faydasını maxsimize edecektir. Ancak bilgisi olmasına rağmen hisse senedinin daha da değer kazanacağını düşünerek direnç noktasında satış yapmayan yatırımcı hisse senedi düşmeye başladığında korku ve panik psikolojisi altında daha fazla işlem yaparak işlem maliyetlerini yükseltmekle kalmayacak sahip olduğu hisse senedinden de zarar etme olasılığı doğacaktır. Davranışsal yaklaşımın önemi bu tür piyasalarda daha da önem kazanmaktadır. Borsada eksik bilgiye sahip yatırımcı kaybetme eğilimdedir. Buradaki eksik bilgiye kendini tanımada dahildir.

Hakkında: Anil Yuksel

KARABÜK ÜNİVERSİTESİ Ekonomi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir