Faizin ekonomik önemi

Faiz Artarsa veya Azalırsa Ekonomi Nasıl Etkilenir?

Faiz Nedir?

Faiz, kısaca paranın fiyatıdır. Temel iktisat derslerinde arz/talep olarak anlatıldığı gibi bir malın fiyatı artarsa o malı satmaya çalışanlar artar, o malı almak isteyenlerin sayısı azalır. Faizde de durum budur. Faiz artarsa insanlar ellerindeki parayı bankaya satmaya çalışır ama faizler yükseldiği için kredi almak isteyenler azalır.

“Faiz, kısaca paranın fiyatıdır.”

Faiz Neden Önemlidir?

Bir ekonomik işlemin (bir mal alıp satmak) gerçekleşmesi için para ve para benzerleri kullanılır. Parayı kullanmak için paranın da fiyatını bilmeliyiz. Yani paranın fiyatı olan faiz, parayı; para da ticareti etkiler. Bu yüzden faizlerin düşük veya yüksek olması ticareti etkiler. Örneğin geçtiğimiz iki ay yani Temmuz 2018 ve Ağustos 2018 döneminde Türk piyasalarında birden fazla faiz piyasada etkili idi. Bu durum ise, fiyat verecek, yatırım yapacak ya da borç alacak olanların kafasını karıştırıyordu. Bu yüzden doların 7.20’yi gördüğü gün bankalar kredi vermeyi kesti. Birçok işletme ise mal satmaya ya da mal almaya piyasa belirleninceye kadar ara verdi.

Faizler insanların tasarruf yapmasının bir ödülü olarak düşünülebilir. Faizler minimum fiyatlardaki yüzde artışa yani enflasyon oranına eşit olmalı ki yapılan tasarruf reel getiri anlamında erimesin. Anapara artı faiz getirisi ile tasarruf edenin satın alma gücünü korumaya devam ettiğini varsayabiliriz. Hatta oranlar enflasyondan birkaç puan yüksek olursa bu durum daha fazla tasarruf etmeye teşvik edebilir.

  • Örneğin ben bir yıl süre ile 100 TL tasarruf etsem bu tasarrufun getirisi yüzde 10 olsa ama fiyatlar ise yüzde 20 artsa ne olur? 100 TL bir yıl sonra 110 TL olacaktır. Geçen yıl 100 TL’ye alacağım ürünlerin fiyatı ise 120 TL olacaktır. Sonuç olarak 10 TL zararda olacağım. O zaman tasarruf yapmak yerine paramı harcamak daha mantıklı olacaktır. Herkes parasını tasarruf etmek yerine harcamak istese bu defa bankalar mevduat toplayamayacak, yatırımcılara kredi veremeyecektir. Yatırım yapılmadığı için ise ekonomi ilerlemez veya geriler.

Faiz oranı Hesaplanmaz ise Ne Olur?

Piyasada birçok faiz oranı duyabilirsiniz:

Temmuz 2018- Ağustos 2018 arası dönemde Türkiye’de birçok farklı faiz oranı piyasada işlem görüyordu.

  • Politika faizi yüzde 17.75 iken,
  • GLP yüzde 19.25,
  • Gösterge Tahvil yüzde 23-28 arası,
  • Mevduatlar yüzde 19-23 arası,
  • Kredi faizleri ise yüzde 35-50 arasında yer alıyordu.

Hepsi birbirinden farklı olan bu oranlar ekonomide öngörülebilirliği azaltan unsurlardı. İşletme finansman derslerinde basit olarak bir yatırımın yapılıp yapılmayacağına, yatırımın faizden fazla getirisi olması durumunda karar verilmektedir. Kimse bu orandan daha düşük yatırım getirisi var ise yatırım yapmaz. Parasını mevduat, tahvil gibi kesin getiri sağlayan şeylere yönlendirir.

FAİZ Oranını bilemez iseniz malların fiyatını, yatırım projelerini, kredi finansmanını ayarlayamazsınız.

Negatif faiz olur mu? Neden negatif faiz verilir?

Yakın dönemde görmeye alışık olmadığımız politikalar merkez bankaları tarafından uygulanmaya başlandı. Özellikle 2008 Dünya Finans Krizi Merkez Bankacılık anlayışını kökten değiştiren durumlardan biri oldu.

Uzun yıllardır deflasyon sarmalında bulunan Japonya, yatırımları hızlandırmaya çalışan Avrupa ve İsviçre merkez bankaları politka faizlerini negatif faiz oranlarına indirdiler. Özellikle Avrupa’da tasarruf edenleri tüketime, bankaları kredi vermeye zorlayan bu hamle ile ekonomilerini büyütmeyi amaçlamaktalar.

Bu negatif faizin etkisi Japonya büyüme oranları üzerinde kısmen etkili olur iken Avrupa da ise etkisi sınırlı olmuştur. Kur savaşları olarak da bilinen bu sürecin sanal para birimlerinin doğmasına da vesile olduğunu unutmamak lazım.

Genişletici para politikası ile para basılması ve faizlerin düşürülmesi bıtcoın’in ortaya çıkış nedenlerinden biridir.

Faiz Oranları Nasıl Belirlenir?

Daha önce de bahsettiğimiz üzere faiz paranın fiyatı olup tasarruf edenlerin enflasyon karşısında satın alma güçlerini korumaya yardıım eder. Bu sayede tasarruf fazlası olanların tasarrufları, yatırım yapmak isteyenlere borç verilir. Bu yatırımlar istihdam ve üretimi arttırır. Ülke ekonomisi büyür. Refah seviyesi artar.

Faizin en büyük belirleyicisi fiyatlar genel düzeyindeki yani enflasyondaki artış ve azalışlardır. Enflasyon ise iki nedenden dolayı değişir talep veya maliyet enflasyonu olarak sınıflandırılabilir. Talep artarsa malın fiyatı artar, malın fiyatı artınca enflasyon yükselir. Enflasyon yükselince paranın değerinin korunması için tasarruf edenlere daha fazla faiz teklif edilir. Faizlerin yükselmesi kredi ile borçlanıp mal talep edenlerin maliyetini yükseltir. Bu yüzden talep azalır. Talep azalınca fiyatlar düşer. Fiyatlar düşünce enflasyon geriler. Enflasyona bağlı olarak faizler tekrardan eski dengesine veya yeni bir denge noktasına ulaşır.

Diğer bir belirleyici olan maliyet enflasyonu ise üreticilerin, üretim sırasında kullandıkları girdilerin maliyetlerinin yükselmesinden kaynaklanır.

Türkiye ekonomisi için düşünürsek maliyet enflasyonunun temel iki belirleyicisi vardır:

  1. Enerji fiyatları
  2. Döviz Kuru

Bunlardan enerji fiyatları hem kendi fiyatlarından hem de ithal edildiklerinden dolayı döviz kurundaki artışlardan etkilenir. Türkiye 2017 yılında 50 dolara petrol ithal ederken dolar/tl 3.50 olduğundan bir varil petrol için 175 TL ödeme yapmaktaydı. 2018 yılının Ağustos ayında bir varil petrolün fiyatı 90 dolara dolar/tl kuru da 6.50 seviyesine geldiğinde bir varil petrolün maliyeti 585 TL’ye yükselmiştir.

Türkiye’nin bir diğer sorunu ise yatırımlarının ya da üretiminin ithalata yüzde 60 düzeyinde bağlı olmasıdır. Bu durum yükselen dolar/Tl kurunun ekonomideki cari açık sorununu çözememesine neden olmaktadır. Yani kur yükselince İHRACATIMIZ artmasına rağmen İTHALATIMIZ yeterince azalmamaktadır. Bu durum da sürekli olarak döviz ihtiyacı duymamıza neden olur.

Döviz ihtiyaç duyan bir ülke ise bunu politika faizleri ile yükseltip sıcak para çekmeye çalışarak giderir.

Sonuç olarak faizler artarsa

  • Ülkeye döviz girer döviz, yerli para değer kazanır.
  • Yurtiçi tasarruflar artar.
  • Kredi faizleri yükseldiğinden hem yatırım hem tüketim azalır.
  • Ekonomik Büyüme yavaşlar.
  • Cari açık sorunu yaşayan ülkenin cari açığı azalır.
  • İstihdamın azalması, işsizlik oranlarının yükselmesi beklenir

Sonuç olarak faizler azalırsa:

Yukarıda yazılanların tam tersi 🙂

Ekonomi nedenselliği yüksek sonuçlar içerir. İster faiz ister başka ekonomik müdahaleler farklı dönemlerde farklı sonuçlar doğurur. Faizin belirli seviyelerin altına düşmesi de belirli seviyelerin üzerine çıkması da bazen işe yaramayabilir. Ayrıca ekonomi de bir değişim kısa mesela faizlerin artmasının mevduatların aşırı şekilde artması da ileri de faiz oranlarını düşürebilir. Bu tarzda ayrıntılar ekonominin dinamik yapısının içerisinde yer alır.

Ekonomi dinamik (iki yönlü ve değişebilen) bir yapıya sahiptir. Statik (Tek yönlü ve değişmeyen) sonuçlar beklenmemelidir.

Hakkında: yatirimkredi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir